21 Kasım 2006

HESAP İŞİ KEK






Kek sever misiniz siz de benim gibi... Ben de çok severim. Yemeyi de severim, pişirmeyi de. Gıda ArGe' sinde çalışıyorum dedim ya, güzel tarifler ve bunların endüstriyel uygulamaları benim işim. 
Aşağıda size detaylı olarak yapılışını anlatacağım. Bazen geliştirdiğim tarifleri evde de uygulamak istiyorum. Ama gramları, dk. ları ev ölçülerine uydurmak zor oluyor. Pişince hazır kekler gibi olacak. Bu tamamen sade ve istenilen gibi süslenebilecek bir tarif. Bu formülü yeni geliştirdim ama kime gidecek bilmiyorum henüz...


Mutfak terazisi olanlar için yuvarlak gramajları da veriyorum.

Hadi bakalım kolay gelsin...


Haaa bu arada bundan sonra siteme eklediğim her tarifin besin değerleri tablosunu da altına ekleyeceğim. İş yerinde geliştirdiğim bir proğram sayesinde zaten hesaplamaları yapıyordum. Bundan sonra eklediğim tariflerin altında besin ve enerji değerlerini görebileceksiniz. Böylece tariflerimi uygulamak istediğiniz zaman kabaca alacağınız kalori ve diğer unsurların miktarlarından haberdar olacaksınız...


Malzemeler:


-1 su bardağı un (240 gr)
-1 su bardağı pudra şekeri (230 gr)
-3 yumurta (170 gr)
-1,5 fincan ılık su (90 gr)
-75 gr margarin
-1 paket kabartma yozu (10 gr)
-1 paket vanilya (5 gr)


Yapılışı:

Yarım saat önce dolaptan çıkardığınız ve oda ısısına gelmiş olan yumurtaların aklarını ve sarılarını birbirinden ayrı kaplarda toplayın. Aklarını mikserin turbo devrinde 5 dk çırpın. Sarıları ve pudra şekerini mikserin en yüksek devrinde 4 dk. çırpın. Sonra akları da karışıma ilave ederek 2 dk. yüksek devirde çırpmaya devam edin. 1 saat oda ısısında yumuşamış margarin, un, kabartıcı, vanilin ve ılık suyu kaba ekleyin ve mikserin en düşük devrinde hamur karıştırma ucu ile 2 dk çırpın. Yağlanmış kalıba karışımı dökün ve 170 C ye ısıtılmış fırında 32 dk tutun. Süre sonunda fırını kapatın ve keki 15 dk daha fırında bırakın. Keki dışarı aldıktan sonra soğumasını bekleyin ve kalıptan çıkararak kesin.


Afiyet olsun...


Umarım güzel sonuç alırsınız. Yorumlarınızı da bana yazarsanız kekin gelişimi açısından çok faydalı olur.




------------------------------------------------------------------------------------



10 Kasım 2006

PRENSES USULÜ KURU OTLU PATATES TAVA







Bu ay #YE 16# etkinliğinin konusunu, sitemi oluşturmadan evvel de beğeni ile takip ettiğim sevgili Evrenbal belirlemiş patatesin içine girdiği tatlar olarak... Ben sevdim bu konuyu çok. Önce değişik ne ğişirsem ne pişirsem diye düşündüm epey. Sonra aklıma çok basit olan ve benim severek yaptığım, çevremdeki herkesin de bayıla bayıla yediği "Prenses usulü patates tava" yapmak geldi. Bakalım siz deneyince beğenecek misiniz?

NOT: ASLINDA BU TARİF SEVGİLİ ERKEK KARDEŞİME AİT. YILLARCA BENİMMİŞ GİBİ YAZDIM; ANCAK ARTIK BASKISINA DAYANAMADIĞIM İÇİN BURADAN İTİRAF EDİYORUM :))))) (2012 de güncellendi...)




PRENSES USULÜ PATATES TAVA


Malzemeler:


-1 kg patates

-1 lt zeytinyağı

-1 tutam taze kekik

-1 çay kaşığı kuru rezene

-1 çay kaşığı kuru adaçayı

-1 çay kaşığı keten tohumu

-1-2 yaprak defne

-1 çay kaşığı karabaş otu

-1 çay kaşığı biberiye

-Galeta unu

-sirke

-limon



Yapılışı


Patetesleri ince ince doğrayıp yıkayın ve sirkeli galeta unlu suda 40 dk kadar bekletin. Derince bir kızartma tavasına zeytinyağı dökün. Yağ kızmaya dönerken içine kekik, rezene, adaçayı, keten tohumu, defne, karabaş otu, biberiye ekleyin. Üzerine bir kaç damla sirke ve limonsuyu damlatın. Kızmış yağa sirkeli galeta unlu sudan çıkarıp sularını süzdürdüğünüz patatesleri atın.


Patatesler altın sarısı rengini kaybetmeden, tavadan alın. Ama bir kevgirle baharatların yağ içinde kalmasını sağlayın. Keyfinize göre ister yoğurtla, ister salatayla isterseniz de ketçap - hardal - mayonezle servis yapın...


Afiyet olsun...

------------------------------------------------------------------------------------------------

07 Kasım 2006

HAVUÇLU KUZU ISPANAK




Kış mevsiminin en sevdiğim sebzelerindendir ıspanak. Aslında küçükken hiç sevmez ve yememek için anneme binbir bahane uydururdum. Ama sonradan çok sevmeye başladım. Özellikle de size aşağıda tarifini vereceğim havuçlu yemeğini.

Size bahsetmişmiydim bilmiyorum ben uzman biyoloğum ve şu an gıda ürünlerinin geliştirilmesi üzerine çalışmalar yapıyorum. Bundan böyle yemek tariflerimin altına bazı öğretici basit notlar da eklemek istiyorum. Bunu zamanla daha kullanışlı hale gelecek şekilde düzenlemeyi de düşünüyorum...


Malzemeler:

-1 kg taze kuzu ıspanak (Minik ve taze ıspanak olmalı. Bu tip ıspanak Menemen / İzmir ıspanağı diye satılıyor Salı pazarında ve İstanbul'da ki diğer semt pazarlarında)

-1 orta boy kuru soğan

-1 büyük havuç

-1 kahve fincanı pirinç

-1 kahve fincanı zeytinyağı

-Tuz


Yapılışı:

Zeytinyağını, yemeği pişireceğiniz tencereye alın ve minik minik doğradığınız soğanları ekleyin. Soğanlar tam ölmeden rendelediğiniz havucu ileve edin ve havuçlar yağa renk salana kadar kavurun. (*)

Yıkadığınız kuzu ıspanağı parçalara bölmeden (*) tencereye koyun ve tencerenin kapağını kapatarak ıspanak yumuşayana kadar orta ateşte, kapağını açmadan pişirin. Ispanak yumuşamaya dönünce pirinci ve tuzunu ilave edin. 15 dk daha ağzı kapalı olarak ateşte tuttuktan sonra altını kapatın.

Havuçlu kuzu ıspanağınız hazır... Canınız nasıl yemek istiyorsa öyle yiyin. Ben üzerine nane yaprakları ve domates doğranmış yoğurtla yemeyi seviyorum...

Afiyet olsun...

------------------------------------------------------------------------------------


Not:

-(*) Havuç beta-karoten adı verilen maddece zengindir.Ayrıca bol miktarda D ve E vitamini ihtiva eder. Bu vitaminler yağda çözünme özelliği taşıdıklarından havuç gibi sebzeleri yemeklerinize koyarken önce biraz sıvı yağda rengini salana kadar kavurmalısınız.

-Ispanak gibi yeşil yapraklı sebzeleri mümkün olduğunca doğramamaya çalışın. Çünkü içerdikleri C vitamini çok çabuk okside olmaktadır.



01 Kasım 2006

TATİL ANILARI









Aylardan Ekim;

İstanbul'a sarı bir sonbahar gelmiş...

İzmir'deyim ben. Kısa kollu bluzum, güneş gözlüğüm ve saçlarımda bandanam ile yazdan kalma naftalin kokulu bir bayram tatilindeyim...

Sevgili dostlarım, şeker bayramı tatilinde İzmir'deydim. Yazın ensemde boza pişiren güneş, sonbaharın gelişi ile birlikte artık o kadar da etkili olmadığı için sabah kendimi Çandarlı sokaklarına attım taaa akşam hava kararana kadar da dönmedim. Esnafla sohbet ettim, güzel fotoğraflar çektim ve sonbahar otlarından topladım kendime. Artık siyaha dönen zeytinler dalları doldurmuştu. Pazar yeşil, sarı, turuncu bir renk cümbüşüne dönüşmüş ve tazecik ısırılmayı bekleyen elmaların kokuları sarmıştı her yanı. Haaa unutmadan söyliyeyim yazdan kalma kavunlar da vardı, mis gibi...

Sonra denizden yeni tutulmuş balıklar vardı... Hatta ben bile yakaladım...


Güzeldi her şey.
Mutlulukla kalın ve her anınızın tadını doyasıya çıkartın...