Zeytinyağlılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Zeytinyağlılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Nisan 2014

KEREVİZ DOLMASI



Merhabalar sevgili dostlar;

Geçtiğimiz hafta sonunda 33. yaşımı devirdim çok şükür. Sağlıkla, sevdiklerimle güzel, mutlu ve huzurlu bir ömrüm olsun isterim. Eşime de güzel hediyesi için ayrıca teşekkür ederim.

Hafta sonu yemek tercihim hafif şeylerden yana oldu. Ne de olsa bir dilim pastayı hak etmiştim ve buna yer açabilmek için kalorisi az ve lezzetli yemekler yapmaya çalıştım.

Hem mevsimi geçmeden şifa olsun diye, hem de sevdiğim bir zeytinyağlı olduğu için "Kereviz Dolması" nı tercih ettim.

Yapılışı gayet kolay.

Malzemeler

Kişi sayısına göre irice kereviz
Bezelye
Havuç
Patates

Yapılışı:
Bezelye, küp doğranmış havuç ve patatesleri (ben bu sefer patates kullanmadım. ancak patates de yakışıyor.) kaynamış suyun içine alın. Biz kerevizleri hazırlarken onlar biraz yumuşasın.

Kerevizlerin yeşil yapraklarını kesin. Dış kabuğunu kazıyın. Enlemesine ikiye bölüp, ortasını biraz oyun. Çıkan içleri daha sonra çorbaya koymak için saklıyorum ben. Limonlu suda bekletin biraz. Genişçe bir tencereye kerevizleri dizin. Ortasına bezelye, havuç ve patates karışımından paylaştırın. İsterseniz kerevizin yeşil yapraklarını da ince kıyıp serpebilirsiniz. Üzerine zeytinyağı ve kerevizleri beklettiğiniz limonlu sudan ilave edip, tuzunu ayarlayın. Ağzı kapalı olarak sebzeler yumuşayana kadar pişirin.


Afiyet olsun.

Diğer kerevizli tarifler için tık


01 Mart 2013

SÜT KOKULU BEBELER ... ZEYTİNYAĞLI BİBER DOLMASI


Merhaba sevgili dostlar;

Bu sabah moda deyimiyle sosyal medya paylaşım sitelerinin birinde bir fotoğraf gördüm. Hani şu meşhur katledilmiş bebeklerin olduğu, gözleri yarı açık masum...Terörü lanetleyen fotoğraf. Etkilendim, hep etkilemiştir zaten beni o fotoğraf.

Bebeklerin katilini unutmadık yazıyordu iri iri...

Unutanlar var mı bilmem ama; ben de unutmadım... Sahi biz ne kadar da unutkan insanlar olduk. Gazzeydi, Suriyeydi, Afrikaydı derken bizim kucağımızda ölen süt kokuluları unuttuk. 

Dünya üzerinde Gazze'de, Suriye'de Afrika'da ya da bilmem nerede siyasi çıkarlar için, sebepsiz ölen bir çocuk (insan) gördüğümde, önce aklıma vahşice katledilen bu bizim öz bebelerimiz gelir hep. Kundaktakinden, silah tutanına... Muhakkak bir damla yaş da onlar için akar gözlerimden.

Ne olursanız olun, istediğiniz -ci, -çü, -cı, -cu eklerini alın ideolojileriniz ardına. Ben memleketimin tüm insanlarını severim.

Ama lütfen hain ve unutkan olmayın... HAİN ve UNUTKANI kul da sevmez Allah'da...

Hüzünlü bir girizgahdan sonra gelelim tarifimize...

Biz bu dolmayı oğlumla beraber hazırladık :)

Tarif Devletşahtan...

ZEYTİNYAĞLI BİBER DOLMASI

Malzemeler:

10 tane dolmalık biber
1 adet kuru soğan
1 su bardağı pirinç
1 su bardağı kaynamış su
2 yemek kaşığı dolmalık fıstık
2 yemek kaşığı kuş üzümü
1 tatlı kaşığı tarçın
1 tatlı kaşığı yenibahar
1 tatlı kaşığı nane
tuz
2 yemek kaşığı zeytinyağı
1 yemek kaşığı limon suyu
1 adet domates





Yapılışı:


Küp doğranmış soğanlar ağzı kapalı tencerede 1 yemek kaşığı su ve zeytinyağı ile suyunu çekene kadar pişirilir. Ardından fıstıklar ilave edilir. Fıstıklar pembeye dönünce pirinç de eklenerek 5 dk kavrulmaya devam edilir. Sıcak su, kuş üzümü ve baharatlar da ilave edilerek, ağzı kapalı olarak suyunu çekene kadar, kısık ateşte pişirilir.


İç hafif ılınınca, çekirdekleri çıkarılıp yıkanıp temizlenmiş dolmalık biberler içine doldurulur. Tercihe göre üzerine birer dilim domates konulabilir. Ben dolmada domates sevmediğim için koymadım. Doldurduğunuz biberleri tencereye dizin ve yarısına gelecek şekilde limonsuyu ve ılık su ekleyin. Kısık ateşte suyunu çekene kadar pişirin.

Afiyet olsun. 






10 Ocak 2013

PORTAKALLI AYVALI KEREVİZ



Merhabalar.... Selamlar...


Kerevizle olan geçmişim pek de güzel değildir aslında... Bizler yetişirken annem aman çocuklar bol vitamin alsın derdiyle sık sık pişirirdi. İllada o sevmediğim şimdi bile hatırlayınca içimi kaldıran nohutlu, patatesli hali... Sonra bir gün işte burada anlattığım gibi  kerevizle aram düzeliverdi. 
Artık bizim evde her hafta mutlaka pişiyor ve afiyetle yeniyor. Ancak bu aşağıda sizlere takdim edeceğim şekli ise bir başka. Bence, zarif davet sofralarınızı süsleyecek bir zeytinyağlı seçeneği olmaya aday. Hatırı sayılır nice misafirler ağırlayacağınıza eminim...


Tarifi Kuzinede Kızaran Ekmek'in sayfasında görmüştüm. Ufak ekleme ve çıkarmalarla bizim ev halkının damak tadına uygun hale getirdim. 

Bence siz de deneyin...

Bu harika lezzetten aman mahrum kalmayın...

Hoşçakalın...



MALZEMELER: 

500 gr kereviz
1  adet ayva 
2 adet havuç
2 adet kuru soğan
5-6 diş sarımsak
1/2  limon suyu
2 adet portakalın suyu
Çay kaşığı ucuyla zerdeçal
Çay kaşığı ucuyla toz zencefil
Çay kaşığı ucuyla tarçın
Tuz
1 çay bardağı zeytinyağı
2 yemek kaşığı kuş üzümü


YAPILIŞI:

Kerevizlerin kabuklarını soyun ve iri elma dilimleri şeklinde dilimleyin. Yarım limon suyu ile derince bir kapta bol su hazırlayın. Hazırladığınız kerevizleri bu suyun içine alın. Ayvaları da aynı şekilde dilimleyip limonlu su içine koyun. Havuçları temizleyip iri dilimler halinde kesin. Sarımsakları en fazla dörde bölün. Kuru soğanları iri iri doğrayın.
Zeytinyağını bir tencereye alın. Önce soğanları ve havuçları koyun.  Soğanlar pembeleşene dek kavurun. Sarımsakları ekleyin, kereviz ve ayvaları sudan çıkarıp tencereye alın. Üzerine portakal suyunu ekleyin. Sebzeleri beklettiğiniz limonlu sudan yarım bardak kadar alıp baharat ve kuş üzümünü de tencereye koyun. 20 dakika kısık ateşte pişirin. Kereviz ve ayvaların pişip pişmediğini arada kontrol edin. 

Afiyet olsun...


14 Aralık 2012

KÖZ PATLICAN YEMEĞİ



Selam canlarım;

Benim için kokular çok önemlidir. Hafızamda bazı anıları hep kokularla kodlamışımdır. Kurutulmuş nane kokusu anneannemin Menemen'deki evini ve orada geçirdiğim keyif dolu yaz tatillerini anımsatır bana hep. Öğlen uykuları, hiç bıkmadan kurcaladığım sandık sepet ve anneannem ile yaptığımız yemekler...

Enginar ve taze bakla kokusu da annemin emekli olduktan sonraki dönemlerini, benim üniversite yıllarımı getirir aklıma. Halbuki neler neler pişirir annem... İllaki de onların kokusu...

Ne zaman mercimek çorbası pişirsem, ya da herhangi bir yerde içsem, kokusunu duysam üç kardeş geçirdiğimiz günler gelir aklıma. Okuldan sonra kıkırdaşarak bazen de didişerek geçen saatler :)

Bir sürü var sahi. Bazen farklı farklı kokular aynı şeyleri, ya da aynı koku bazen farklı şeyleri yaşatır bana yeniden... 

İşte bana bambaşka şeyler hissettiren, tadından ziyade sırf kokusu için pişirdiğim yemek... İzmir'de sık pişirilen bir yemektir. Ya da ben öyle sanıyorum, benim çevremde herkes yazın bilhassa sık pişirir bu yemeği. Hem kolay hem de lezizdir çünkü...İster mis gibi hakiki zeytinyağıyla, isterseniz de etli pişirebilirsiniz... Gelelim yapılışına....

Malzemeler:

1 kg patlıcan
5-6 adet kırmızı biber
5-6 adet sivri yeşil biber
1 adet kuru soğan
5-6 diş sarımsak
1 fincan zeytinyağı
maydanoz
tuz, karabiber

Yapılışı:

Yıkadığınız kırmızı ve yeşil biberleri fırının ızgarasına hafif nemli olarak dizin. (Közleme tavasında veya imkanınız varsa ateşte de közleme yapabilirsiniz. Tabii ki çalı-çırpı ateşinde közlenmiş sebzenin tadı hiç birinde yok.)

Patlıcanlar fırında közlenince bence hiç lezzetli olmuyor, onları aynı şekilde közleme tenceresine koydum.




Közlenen sebzeleri biraz soğumaya bırakın ve kabuklarını soyup, biberlerin çekirdeklerini ayıklayın.


Közlenen sebzeleri çok ince değil de kalın dilimler halinde doğrayın.


Bir tencereye zeytinyağı ve soğanları alın. Soğanlar hafif pişerken sarımsakları iri dilimler halinde tencereye ilave edin. Bir iki karıştırdıktan sonra közlenip dilimlenmiş sebzeleri tencereye ilave edin. Yarım çay bardağı ılık suyu da katarak tuz ve karabiberini ayarlayın. İstediğiniz kadar maydanozu da koyarak ağzı kapalı bir şekilde kısık ateşte çıkan kokuyu içinize çeke çeke pişirin.

Vallahi lezzetine doyum olmuyor...

Afiyet olsun...

13 Ekim 2012

OLDUKÇA DETAYLI ZEYTİNYAĞLI İÇ BAKLALI ENGİNAR TARİFİM...



Merhaba canım dostlar; 

Epeydir bloglar arası yemek etkinliğine katılmıyordum. 

Kafamda katılmayı planladığım bir kaç farklı tarif var. Yöresel Lezzetler olunca konu, az çok tahmin edersiniz neler yapacağımı :)) İzmir ve Ege mutfağından tabii :)) 

Aslında niyetim; yapabilirsem, fırsat bulabilirsem kayınvalidemden gördüğüm Yozgat ve İç Anadolu'ya ait bir şeyler de hazırlamak. Sahi size anlatmıştım  daha evvel, İç Anadolu'nun yeme içme kültürü benim alışkın olageldiğim İzmir ve Ege mutfağından epey farklı. Hamur işleri, bakliyat ağırlıklı. Yemekler kavrularak, salçalı ve alabildiğine ağdalı. Acılı, sarımsaklı. Hele turşu olmazsa olmazları. Eşim çocukluğundan beri pek alışamamış bu yemek kültürüne. Ona hep daha farklı şeyler yapmışlar. Daha hafif, sebze ve et ağırlıklı. Bir İzmir'li eşi olacağı içine doğuyordu ellaham :)) ( Ellaham kelimesini çok sık kullanıyorlar, anlamı "zannedersem" demek ellaham :)) 

40 yıldır İstanbul'da yaşayınca onlar da buradaki mevcut sebze, meyve, et vs ile ağırlıklı olarak hiç bir yöreye ait olmayan, hepimizin evinde kabaca aynı yöntemle pişen "yöresiz" yemeklerden yapıyorlar; ancak yöresel yemeklere sofralarında her zaman yer var. Ne de olsa kayınvalidem geleneklerine bağlı tam bir Anadolu kadını. Muhakkak bana da tattırıyor yaptığı zaman. Pek de güzel yapıyor. 

Bu güne kadar yediklerim içinde bir daha asla yemem dediklerim, çok beğendiklerim, hatta kendi mutfağıma da taşıdığım, tarifini öğrendiğim yemekler oldu. Arada sizlerle paylaşmak isterim. Dediğim gibi belki bir de İç Anadolu Mutfağından bir tarifle katılırım etkinliğe.

Lafı sözü uzatmadan gelelim tarife....

Size Zeytinyağlı, İç Baklalı Enginar tarif edeceğim. Malzemesi az, hafif, lezzetli bir o kadar da besleyici. Eğer Ege'de yaşıyorsanız oldukça ekonomik, diğer şehir ve bölgeler için belki biraz daha maliyetli.... İzmir dışındaki yerlerde bu yemeği daha farklı yapıyorlar, enginarın sadece çanağını kullanıyorlar hep. Oysa enginarı enginar yapan o yeşil yapraklarıdır. Lütfen siz de enginarı yeşil yapraklarıyla bir tüketin. 





Annem geçtiğimiz ilkbaharda İzmir'den gelirken bu tazecik, körpe enginarlarla, iç baklayı getirmişti. Zeytinyağı komşumuzun zeytinlerinden sıkma...O zaman çekmiştim bu fotoğrafı, renkler, sebzeler o kadar hoşuma gitti ki blog sayfamın fotoğrafı olarak seçtim. 


Şimdi malzemeleri sıralayalım.

Malzemeler:

* 1 çay fincanı zeytinyağı . 
* 6-7 dal ince taze soğan.
* 1 adet orta boy kuru soğan.
* 1 su bardağı ayıklanmış iç bakla.
* 3 adet enginar. (içleri ve en dışındaki sert yaprakları, dikenleri temizlenmiş, dörde bölünmüş) (Körpe olanları bu yemek için daha makbuldür. )
* 1/2 demet dereotu
* 3/4 su bardağı ılık su
* 4-5 diş sarımsak
* Tuz
* Enginarların kararmaması için limonlu, unlu su.
* Ayıklanmış enginar sapı.
* 2 yemek kaşığı limon suyu


Yapılışı:

Size işi taa başından anlatayım ben en iyisi. Öncelikle güzel enginar seçmeyi bilmek gerek. İzmir ve Ege'de yetişen enginarlar kapalı ağızlı, diğer tip enginarlar ise (Bursa, Kıbrıs) açık ağızlıdır ve daha iri yapılıdır. Ben genelde İzmir tipi enginarları tercih ediyorum, daha az dikenli ve körpe oluyorlar.


Asla "tabak" diye tabir edilen enginarı satın almam. Muhakkak bütün alır kendim temizlerim. İçinden çıkan püsküllü kısmı hariç diğer tüm artıklarını değerlendiririm. (Sonra yeri geldikçe yazarım size de bu yöntemleri, konu uzamasın) Neyse biz enginar seçme işine geri dönelim....Enginarlar sapından tutularak ileri geri sallanır. Kafası sağa sola eğilerek sallanan enginarlar körpe ve makbuldür. Sallanmadan ok gibi duranlar kartlaşmıştır.

Gelelim enginarı ayıklama işine. İşte bu alışkın olmayanlar için epey meşakkatli bir adım. Ben de annemi izleye izleye, yapa yapa öğrendim. Hatta bir keresinde annemden rica ettim, babam videosunu çekti annem ayıklarken, bir yandan da tarif etti.Bize de mail attılar. Önceleri annemden uzaktayken onu sık sık izliyordum:)

Önce dıştaki kaba yaprakları kesin ve bir yere ayırın. Sapını kesin ve başka bir yere ayırın. Dikkatli inceleyecek olursanız enginarın yapraklarının uç kısımlarında dikenimsi yapılar vardır. Bu kısımları da bıçakla aldırın. Körpe ve dikensiz yapraklar kalmalı. Daha sonra enginarı tezgahın üzerine yatırın ve en uca toplanmış yaprakları topluca kesin. Böylece enginarın orta kısmı meydana çıkacaktır. Dolma yapmak için daha farklı bir yöntem izleniyor, onu artık başka bir bahara anlatırım.. :)) Enginarı boyuna olacak şekilde dört parçaya bölün. Bir tatlı kaşığı yardımıyla orta göbekteki püsküllü kısmı, çiçeğini aldırın. Bembeyaz tabak kısmına ulaşana kadar temizleyin. Bu göbekten çıkan tüm içi atabilirsiniz. Sonra temizlediğiniz ve yukarıdaki fotoğraftaki enginara benzer hale gelen parçaları limonlu, unlu suda biraz bekletin.

Ayırdığınız yeşil yaprakların tümünü yıkayın ve suyunu süzdürün. Bu yaprakları su ile kaynatıp çay gibi içebilirsiniz. Karaciğer enzimlerinin fonksiyonlarını düzenlemeye, karaciğer yağlanmasının iyileştirilmesine faydalıdır.

Sapları da dıştaki sert odunumsu yapıyı soyarak temizleyin. 4-5 cmlik parçalara bölün ve bunları da unlu, limonlu suya atın.

Enginarlar dinlenirken, yemeği pişireceğiniz tencereye zeytinyağını alın. Çok ince doğranmış kuru soğan, taze soğan ve sarımsağı koyun. 5 dk karıştırın. Enginarları süzerek alın, tencereye koyun. Sapları, baklayı ve dereotunu koyun. Suyu, limon suyunu ve tuzu ayarlayın. Bir kere karıştırıp, kapağını kapatın. Ağır ateşte kapağı kapalı olarak pişmeye bırakın. Baklalar pişince yemek pişmiş demektir. İhtiyaç olursa arada su ilave edebilirsiniz ancak bu yemek sulu bir yemek değil. Ona göre su ilavesi yapın.

Yemek ılınınca üzerine biraz çiğ zeytinyağı gezdirin...

Mis gibi ev yapımı yoğurtla, afiyet ve mutluluk içinde sevdiklerinizle, şükrederek yiyin...

Eh tarifi beğenip yapacak olursanız kulaklarımı da çınlatırsınız artık :))

Selamlar...




08 Ekim 2012

BİBER AŞI...



Selamlar güzel insanlar...

İşte benim bayıldığım bir yemek...

Yine İzmir'den bir tarif.... 

Yine çocukluğumdan.... 

Yine anneannemden...

Malzemeler :

1 kg  biber (acı, tatlı, sivri, dolmalık, çarliston elinizde ne çeşit varsa)
2 adet kuru soğan
3 adet domates
1 kahve fincanı zeytinyağı
7-8 diş sarımsak
tuz

Yapılışı:

Kuru soğanları küp küp doğrayarak zeytinyağı ile beraber bir tencereye alın. Arada karıştırarak hafif kavrulmaya bırakın. Bu sırada sarımsakları küçük küçük doğrayıp ilave edin. Biberleri kalın halkalar halinde doğrayarak tencereye atın. Arada karıştırarak biberler pişene kadar kavurun. Domatesleri rendeleyin ve kavrulmakta olan biberlerin üzerine alın. Domatesler suyunu salıp çekene kadar pişirmeye devam edin. Pişince servis tabağına alın ve yoğurtla ılık ya da soğuk olarak servis edin. 


Biberleriniz acıysa tadından yenmeyecektir.  

Genelde ana yemek değil de meze olarak tercih edilen bir yemektir...

Afiyet olsun, suyuna bana bana yiyiniz :))

04 Ekim 2012

ÇEŞNİLİ YAĞLAR



Selamlar....

Geçen gün yemeğe koymak için sarımsak soyuyordum... Baktım fazla gelecek, e soymuş da bulundum; buzdolabına koysam koku yapacak... Ne yapsam, ne yapsam derken aklıma daha evvel bir yerlerde okuduğum salata, meze ve kahvaltılar da kullanmak için çeşnili zeytinyağı yapmak geldi...

Minik iki kavanoza hazırladım...

ADAÇAYLI ZEYTİNYAĞI...

1 nescafe fincanı kadar saf zeytinyağını cam bir kavanoza koyun. İçine iri parçalar halinde doğradığınız 4 diş sarımsağı ilave edin. Taze yeşil yapraklı adaçayının yapraklarını da (2-3 dal) ekleyerek ağzı kapalı olarak oda ısısında muhafaza edin. En az 3-4 gün beklettikten sonra açın. Dilediğiniz sürede tüketebilirsiniz...

ÇOK ÇEŞNİLİ ZEYTİNYAĞI...

1 nescafe fincanı kadar saf zeytinyağını cam bir kavanoza koyun. İçine iri parçalar halinde doğradığınız 4 diş sarımsağı ilave edin. 1 çay kaşığı kekik, 1 çay kaşığı nane, 1/2 çay kaşığı pul biber (acı zevkinize göre arttırıp azaltabilirsiniz) 1 çay kaşığı fesleğen, 1 çay kaşığı biberiye ve 1 çay kaşığı kişniş tohumu ekleyin. 2 adet cevizi iri parçalar halinde ilave edin. Ağzı kapalı olarak oda ısısında muhafaza edin. En az 3-4 gün beklettikten sonra açın. Dilediğiniz sürede tüketebilirsiniz...

Aslında çeşnili zeytinyağları sizin yaratıcılığınıza kalmış. dilediğiniz baharatlar ve otlarla süsleyerek kendi salata soslarınızı, meze süslemelerinizi ve kahvaltılık yağlarınızı hazırlayabilirsiniz. Közlenmiş kırmızı bibere de çok yakışıyor...

Ben kahvaltıda zeytinin yanında servis ediyorum bu aralar...

Afiyet olsun...

23 Eylül 2012

BAYILDIĞIM BARBUNYA PİLAKİ







Merhaba sayın seyirciler,

Sebze ve meyvenin çeşit çeşit, renk renk, bereketli ve ucuz olduğu yaz günleri geçti bile. Yavaş yavaş sonbahar ve kış sebzeleri almaya, pişirmeye başlayacağız. Onlar da ayrı güzel tabii... Ancak mutfağımızdaki renk ve çeşit azalıyor gibi geliyor bana kışın. Kokuları, tatları özlüyorum bir sonraki bahara ve yaza kadar. (Benim mutfağımda yazın yaz, kışın kış sebzesi pişer mümkün oldukça...)

Oturduğum muhit market anlamında bereketli bir yer. Büyük marketler de arabamız ile kolaylıkla ulaşabileceğimiz mesafede. Gel gelelim ki ben haftada bir gün kurulan semt pazarına gitmeyi tercih ediyorum. Bir Ege, İzmir pazarına hiç benzemese de çeşit, fiyat ve tazelik açısından kafi geliyor. Zincir marketlerde satılanlar ne bileyim plastikmiş gibi geliyor bana. Büyükşehir belediyesinin her karış toprağa diktiği laleler gibi yapay ve sevimsiz geliyor bana her biri...(Oysa ben duvar diplerinden, yer karolarından çıkan papatyalara, ayrık otlarına ve olmadık yerde biten incir ağaçlarına vurgunum...)

Tatil dönüşü kışın kullanmak üzere bir miktar barbunyayı pazardan alıp buzluğa koymuştum; ancak İstanbul'a döneli beri pişirmedim. Geçtiğimiz hafta artık mevsimi geçmek üzere olan barbunyadan aldım. Genelde klasik bir tarifim var, onu uygularım. Bu sefer bir değişiklik yapmak istedim. Çok da leziz oldu. Yedim, yedim doyamadım.... Bayıldım...

Tarif aşağıda....

Selametle....

Aaa bak unutuyordum, ayrık otuydu, pazardı derken. Yeni bir etiket açtım "Acemilar İçin Detaylı Tarifler", artık bir çok tarifimi mutfak acemileri için adım adım fotoğraflayıp detaylı anlatacağım. Ben ilk zaman böyle bir rehbere çok ihtiyaç duymuştum mesela :))

Malzemeler:

* 1 kg ayıklanmış taze barbunya
* 1 adet kuru soğan
* 1 adet havuç
* 1 adet patates
* 1 adet domates
* 5-6 diş sarımsak
* 1 fincan zeytinyağı
* 1/2 adet limonun suyu
* Maydanoz
* Tuz, karabiber

Hazırlanışı:

Ayıklayıp yıkadığınız barbunyaları bir tencereye alıp, üzerini biraz geçecek kadar soğuk suda, barbunyalar yumuşayana kadar haşlayın. Barbunyalar haşlandıkça kara suyu çıkacak ve tanelerin rengi de esmerleşecektir. Bu sizi korkutmasın, piştikçe rengi açılacak daha sonra...

Başka bir tencereye zeytinyağını alın, küçük küçük doğradığınız soğanları ilave edin. Tuzunu da ekleyerek ağzı kapalı tencerede soğanlar yumuşayana kadar pişirin.

Bu sırada domatesi yıkayıp küçük küpler halinde doğrayın. (Arzu ederseniz kabuğunu soya bilir, ya da rendeleyebilirsiniz. Ben domatesin kabuğunu soymadan kullanıyorum. ) Patatesi ve havucu temizleyip küpler halinde doğrayın. Sarımsağı soyun ve ince ince dilimleyin.



Yumuşayan soğanların üzerine doğranmış domatesi ilave edip kıvamı koyulaşana kadar, ara ara karıştırarak pişirin. Sarımsak, havuç ve patatesi de ekleyerek 7-8 dk kavurun. Barbunyaları da ekleyin. Barbunyaları çok geçmeyecek şekilde sıcak su ilave edin. Tuzunu kontrol edin. Limon suyu ve maydanozu (miktarı zevkinize kalmış, orta irilikte doğranmış) da ekleyip ağzı kapalı olarak, kısık ateşte pişirin. Yemek suyunu çekince ve sebzeler yumuşayınca olmuş demektir. (Doğru su miktarından emin değilseniz ara ara sebzeleri kontrol edip duruma göre sıcak su ilave edebilirsiniz. Ancak doğrusu yemek pişerken kapağı açmamaktır.)



Afiyetler olsun efem...

10 Şubat 2012

BEBELERE BROKOLİ




Önce bir bismillah sonra da maaşallah diyerek bugünkü yazıma başlıyorum :)) Bizim minik adam, büyüdü de artık bizimle beraber yiyiyor, içiyor :) Allah'tan yemek seçmiyor, ne versek siliyor süpürüyor. Tam bir Ege'li gibi yemek kültürü. Bol balık, sebze, otlar, et yemekleri, yoğurt en sevdikleri. Kereviz, brokoli her öğün olsa itirazsız yiyecek mübarek. Geçenlerde kız kardeşim anlatmıştı. Onun da bizim oğlandan dört ay büyük bir bebeği var. Brokoliyi bir de böyle dene bizimki bayılarak yedi diye. Ben de denedim, biz de, oğlan da sevdik doğrusu. Çok basit, lezzetli ve hafif bir yemek. Diyet yapanlar için de ideal.Üstelik renkler de sanat eserinden çıkmış gibi. İşte tarif...


Malzemeler:

1 kg brokoli
1 adet kuru soğan
2 adet havuç
1 adet kırmızı biber
1 adet domates (Ben yazdan hazırladığım konserveyi kullandım, kışın domates satın almıyorum zira.)
1/2 limon suyu
Tuz, karabiber
Zeytinyağı

Yapılışı

Kuru soğanları halka halka doğrayarak çok az zeytinyağında havuçları hazırlayana kadar kısa bir süre kavurun. Üzerine küp doğranmış havuçları  ilave edip yine bir diğer malzemeyi hazırlayana kadar karıştırarak kavurun. Küçük küçük doğradığınız kırmızı biberleri ve en üstüne de ağaç ağaç ayırdığınız brokolileri koyun tencereye. Üzerine domates püresini (ya da rendelenmiş domates) yayın. 1/2 limon suyu, tuz ve karabiber ilave ederek, kısık ateşte ağzı kapalı olarak pişirin.

Afiyet olsun.

09 Haziran 2011

BAHARI BEKLEYEN KUMRULAR GİBİ....

Bilmem farkında mısınız a dostlar, artık bahar mahar gelmiyor. Sonbahar tadında uzunca bir kıştan sonra yaz çat kapı geldi. Nemli, yağışlı günlere alışan bünyemiz birden kuru sıcağı görünce raydan çıktı adeta. Oysa kıştan yaza geçişte dengeyi sağlayan ılık bir bahar vardı evvelden... Tıpkı babayla evlatları arasında orta yolu bulmaya çalışan bir anne gibi. Bazen kış gibi babaya yakın; bazen de yaz gibi evlatlardan yana :)) Hepimizi, her şeyi etkiledi bu mevsimsizlik. Küçücük oğlum bile " Kalın kalın giyinirken birden beni niye soyuverdin a annem" der gibi yüzüme bakar oldu... Ne diyelim mevlam sonumuzu hayır eyleye...

Yeni bebekli annenin bir çok özlemi vardır. Bebeğine tüm vaktini ayırdığından yapmaya vakit bulamadığı, hep ertelediği şeyleri çoktur. Bu dönemde en çok özlediğim şeylerden biri de rengarenk pazarları gezmekti. Oğlum şöyle ele avuca gelir gelmez soluğu aldım semt pazarında. Gerçi Ege pazarları gibi değil buradaki pazarlar. Aynı yapma çiçekler gibi, sahici değil... Neyse....


Gelelim tarife... Bizim pazarda iki haftadır değişik bir tezgah kuruluyor. Bu adamcağız genelde Ege otları, değişik sebzeler, şifalı baharatlar satıyor ancak pek rağbet gördüğünü söyleyemeyeceğim. Yaşadığım semt genelde Batı Karadeniz ve İç Anadolu'dan göç etmiş. Bu nedenle pek talep yok bizim Ege otlarına. Bu hafta Girit kabaklarından görünce aldım hemen ve bir güzel de zeytinyağlı dolmasını yaptım.





MALZEMELER

4 tane Girit kabağı
1 Adet kuru soğan
4 Dal taze soğan
Yarım demet maydanoz
Yarım demet dereotu
Yarım demet taze nane
4 Çay bardağı yıkanıp ayıklanmış pirinç
1 çay bardağı zeytinyağı
Yarım limonun suyu
Tuz, karabiber

YAPILIŞI

Önce kabakları güzelce yıkayıp içlerini oyun. Çeperini mümkün olduğunca ince bırakın. (Ben içlerini derin dondurucuda saklıyorum. Mücver yapmak ya da başka şekilde değerlendirmek için.) Kapaklarını da inceltin. İç malzemelerini hazırlayın. Pirinç, yeşillikler, limon, tuz, karabiber ve yağı karıştırın. Bir kaşık yardımıyla kabakları doldurun. Kabakları tencereye dizip üzerine birazcık zeytinyağı gezdirin. Ben tencere olarak güveç tenceresi kullandım. Sonra kabakların kapaklarını kapatın. İçine 2 çay bardağı su koyun. Ağzı kapalı olarak kısık ateşte pişirin.

Afiyet olsun...


07 Nisan 2011

İZMİR'DEN ANNEM GELDİ....

Havaların biraz bahara dönmesini fırsat bilen annem ve babam döküldüler İzmir yollarına. Şööyle gönüllerince bir kafa dinlediler. Ben de her gün aradım onları. Gidemedim ya aklım hep orada. Şu nasıl, bu nasıl. Hani bir ağaç vardı, o duruyor mu? Uğurlu inşaatın yaptığı ev ne renge boyanmış? Deniz dalgalı mı? Balıkçı Ali Dayının hanımı iyileşmiş mi? Bu sene hangi dere taşmış? Festivale gelecek sanatçılar belli olmuş mu? Yandaki boş araziye ev yapılmayacak değil mi? Erikler çıkmış mı? Kayısı çiçekleri, sümbüller açmış mı? Yeni zeytin yağları acımsı mı? Enginar kaça? Unutmadan bana gelirken yağ alın, bal alın, kereviz alın, enginar alın........... Bitmek bilmeyen sorular ve istekler listesi....

Ne bileyim oradan uzakta olunca ancak böyle hasret gideriyorum işte. Annemle babam da bir bir anlattıkça gözümde canlandırıyorum. Akşamüstü keskinleşen, rüzgarlı, soğuk havayı. Sobalardan çıkan taze is kokusuyla karışık batan güneşi. Havlayan köpeklerin eşlik ettiği savrulan ağaçları. Dalgalarla kıyıya vuran bütün bir yazın artığını...

Sağ olsun annemler de gelirken ne varsa getirdiler bana. 


Bu Ali Şefik Baba ekmeği. Biraz sert ve kepekli bir tam buğday ekmeği. Isıtıp tereyağı sürerken "hımmm" diye tüm kasabanın lezzetini bir anda damağınızda hissediyorsunuz sanki. Bu fırının hikayesi de pek hoş doğrusu bende. Çandarlı'da üç tane fırın var. Biri manavların orada, biri iskele de biri de bu bahsi geçen Ali Şefik Baba fırını. İlk zamanlar bu fırından hiç alışveriş etmezdik. Sadece bayram günleri diğer fırınlar çalışmadığı için buradan mecburiyetten alırdık. Dededen kalma usulle kaşını gözünü yara yara ekmek çıkarırlardı çünkü. Her bayram koskocaman neredeyse on kişinin yiyeceği leziz ama kamyon tekeri havasında ekmek çıkarırlardı. Ya da şekilsiz ve yanmış olurdu ekmekler. Sonra kasabamız turistik oldukça diğer iki fırın yörenin güzel ekmeklerini yapmayı bıraktılar. İzmir insanının damak tadına uygun olmayan katkısı bol ıvırlı zıvırlı "topkek" tadında ekmekler yapar oldular. O sabahları mis gibi sıcacık pideleri, kepeği bol kara ekmekleri, hakiki çavdarlı ekmekleri yapmaz oldular. Gel gelelim dededen kalma yöntemlerde ısrarcı Ali Şefik Baba fırını eski düzeni tutturdu gitti. Ben de şekline şemaline aldırmadan aradığım lezzetteki kamyon tekeri büyüklüğünde doğal kasaba ekmeğini onlardan alır oldum.




İşte bunlar da taze gelinlik kızlar gibi saçlarını savuran kerevizler. Yaylayurt'lu kadınlar satıyor. Ben de Portakallı kereviz pişirdim bu güzelim kerevizlerle. Tarif burada. Hep yapıyorum ve severek yiyiyoruz.




Ege otlarını sever misiniz? Ben bayılanlardanım. Bir demet getirmiş annem. Kuzu kulağı, roka, turp otu (hardal)...









Turp otunu haşlayıp, zeytinyağı (hakiki Çandarlı yağı), limon ve sarımsakla sosladım.


Bunlar da körpecik enginarlarım. İçlerini oyup hakiki zeytinyağıyla dolmasını yaptım... Enginarların kabuklarını, yapraklarını da hiç atmıyorum ayıklarken. Haşlayıp suyunu bol limonla içiyor eşim detoks niyetine...


İşte böyle. Oraların güneşi, havası, suyu değmiş her şeyi bir damlasını bile ziyan etmeden pişirdik, taşırdık...
Sağlıcakla kalın.

16 Mart 2011

AZ KURU AZ PİLAV...ZEYTİNYAĞLI KURUFASÜLYE...

Kuru fasulye sevmeyen var mıdır?

Türk yemek kültüründe önemli bir yeri var değil mi?

Değişik cinsleri ve pişirme usulleri var. Her zevke uygun. Acılı, sucuklu, pastırmalı, etli, kıymalı, zeytinyağlı, piyaz, pilaki..... liste uzar gider. Ben en çok zeytinyağlı, bol sebzeli ve Menemen'den aldığım toprak tencerede pişmiş olanı seviyorum.

Denemek isteyenler için işte benim tarifim;

1 ölçek kuru fasulye (Bir gece önceden soğuk suya ıslatılmış.)
2 adet kuru soğan
2 adet sivri biber (Biri acı, biri tatlı)
1 adet kırmızı biber
1 adet domates
1 yemek kaşığı biber/domates salçası
Zeytinyağı
tuz, karabiber


Önce soğanları zeytinyağında hafif kavuruyoruz. Çok değil ama. Sonra biberleri biraz kavuruyoruz. En son domatesi de ekleyip 5 dk çevirip salçasını ekliyoruz. Kuru fasulyeleri ekleyip üzerine kaynamış su ilave ediyoruz. En küçük ateşte yavaş yavaş pişiriyoruz. Suyu azaldıkça kaynamış su ekleyip ağır aheste fasulyelerin yumuşamasını bekliyoruz.


Kuru, pilavsız olmaz.... Hamilelikte aldığım ve epeydir kilerin bir köşesinde boynu bükük bekleyen kepekli pirinçten bir pilav yaptım. Eşim bu pirinci pek sevmediği için domates ile kamufle ettim, ama kandıramadım maalesef...



Arkasından da tatlı tabii...




Afiyet olsun...

03 Temmuz 2007

KÖZLENMİŞ KIRMIZI BİBER SALATASI



Merhaba Sevgili Dostlarım;

Bu salatayı epeydir yapmaya niyetliydim ama bir türlü fırsat bulamıyordum. Salatadan çok bir meze gibi...

KÖZLENMİŞ KIRMIZI BİBER SALATASI

Malzemeler:

- 4 adet kırmızı biber
- 2 adet domates
- 5 diş sarımsak
- 1 çay bardağı zeytinyağı
- Tuz

Yapılışı:

Biberleri ocakta közleyin, kabuklarını soyup minik minik doğrayın. Bir tavada zeytinyağı içinde minik doğranmış domates ve sarımsakları öldürün, bir miktar tuz atın. Doğranmış biberleri de ekleyerek bir iki çevirin. İster sıcak, ister soğuk olarak tüketin..

Afiyet olsun...

07 Haziran 2007

EFSUNLU BARBUNYA




Bu barbunya efsunlu neden mi? Yok öyle içinde büyü müyü, davul tozu minare gölgesi yok. Sadece halam yapınca bu kadar güzel oluyor. Aynı tarifi başkası yapınca nedense onunki kadar lezzetli olmuyor.

Ben bu barbunyanın sırrına nasıl ulaştım durun da onu anlatayım size.
Tam 2 yıl önceydi. Master tezi hazırladığım günlerdi. Ben o dönemde halamda kalıyordum. Uzun deneyler, laboratuarda sabahlamalar bitti ve ertesi gün master tezimin savunması olacak. Harıl harıl sunumumu hazırlayıp üzerinde çalışıyorum.
O gece halam bir arkadaşına gitti ve bana da " Bak senin için barbunya pişirdim, acıkınca yersin güzelce" dedi. Ben de gözüm PC ekranında "Tamam, tamam ben hallederim" diye onu uğurladım; ama bir yandan da "Yaa hala yapma gözünü seveyim, ben barbunya sevmem ki hiç, hem bu gaz yapar yarın benim önemli bir sunumum var, olmazki" gibi yorumlarda da bulunmuştum sanırım...

Neyse acıkınca minicik bir kaşıkla gönülsüzce koydum tabağa ve çalışırken attım ağzıma. Ayyy o da ne, ben hayatımda bu kadar güzel, bu kadar lezzetli bir "şey" yememiştim. Lokum lokum mübarek. Gide gele gide gele koca tencereyi yarıladım....

Tarifi burada ama ben bir türlü tutturamadım onun gibi, bir de siz deneyin bakalım olacak mı?

Sevgiler...

Malzemeler:
- 1 kg taze barbunya
- 2 adet kuru soğan
- 1 adet domates
- 1 adet çarliston biber
- 3 diş sarımsak
- 5 yemek kaşığı zeytinyağı
- 5-6 sap maydonoz
- 1/2 limon suyu
- Tuz
- Kesme şeker

Yapılışı:
Ayıkladığınız barbunyaları haşlanmaya bırakın, dişe gelir duruma gelince ocaktan alın. Bir tavada zeytinyağını alarak küp doğranmış soğanı, sarımsakları, kabukları soyularak rendelediğiniz domatesi ve biberleri 5-6 dakka çevirin. Barbunyaları ilave edin ve bir iki çevirdikten sonra sıcak su ekleyin. Tuz, kesme şeker, limon suyu ve kıyılmış maydonozları ekleyerek tencerenin kapağını kapatarak pişmeye bırakın...

Afiyet olsun...