Gaziantep etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gaziantep etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Haziran 2014

KİLİS TAVA


Selamlar sevgili izleyenlerim;

Bugün sizinle ihtişamı büyük, lezzeti bol; ancak ev koşullarında da pratikçe yapabileceğiniz bir yemeği tarif edeceğim. Bence ortaya çıkan sonuç ve doyuruculuk düşünülecek olursa ekonomik de sayılır.

Kilis Tava...

Malzemeler:

500 gr dana-koyun kıyma karışık ( Kasabınıza zırhı var ise o şekilde hazırlatın.)
150 gr kuyruk yağı ( Zırh ile hazırlanmış)
1 adet kuru soğan
2 adet yeşil biber
2 adet kırmızı biber
5 diş sarımsak
1/2 demet maydonoz

2 adet patlıcan
2 adet patates
3 adet domates

1 yemek kaşığı domates-biber salçası
1/2 su bardağı ılık su
tuz, karabiber ve isteğinize göre pul biber



Yapılışı:

Kebabın orjinaline yakın olmasını isterseniz kıyma ve kuyruk yağını kasapta zırh ile çektirin. Ancak böyle bir imkan yoksa normal çekilmiş kıyma ile de yapabilirsiniz. Sebzeleri de ince ince kıyın. Kıyma, kuyruk yağı, sebzeler ve baharatları karıştırarak köfte hamurunu hazırlayın. Elinizle üzerini nemlendirip bir saat kadar buzdolabında dinlendirin.

Bu arada patlıcan ve patatesi halka halka doğrayın. 2 adet domatesi kabaca sekize bölün.

Süre sonunda halka doğranmış patates ve patlıcanların yarısını fırın kabınıza dizin. Üzerine dinlenmiş köfte hamurunu yayın. En üstünü de artan sebze ve domateslerle süsleyin. Ilık suda erittiğiniz salça ve rendelenmiş bir adet domatesi karıştırarak üzerine dökün.




180 dereceye ısınmış fırında üzeri kızarana kadar pişirin.





Afiyet olsun...

21 Aralık 2013

YEMEK FIRTINASI 14. GÜN ALİ NAZİK...ZERRİNDEN...

Yemek Fırtınası yazılarında yarıya geldik sayılır. Bugün 14.gün.

Bu etkinliğe ait diğer yazılarıma bu linkten ulaşabilirsiniz.

14.gün konusu :Bloglardan uygulayıp beğendiğiniz, favori lezzetim dediğiniz tarifiniz hangisi. Haydi tarifi aldığınız blog adresiyle birlikte tarifi uygulayıp paylaşın.

Geçtiğimiz sene sömestre tatilinde dillere destan bir Antep gezisi yapmıştık. Uzun uzun sizlere de anlatmıştım hani.

Orada en beğendiğim lezzetlerden biri de Ali (ya da Ale) Nazik olmuştu. Hem hafif, hem lezzetli, hem göze hem de mideye hitap eden bir tat.

Yemek bloglarına bakınırken birden karşıma bu etkinliğin de sahibesi sevgili Zerrinin sayfasında gördüm tarifini. Geçtiğimiz hafta da yaptım :))

Biz bayıldık, artık sık sık yaparım Ali Nazik. Hele yazın harika olur tazecik patlıcanla...

Bu vesileyle hem bu güzel tarif için hem de 14 gündür etkinlik için uğraşan Zerrine teşekkür ederim

Selamlar, sevgiler...




Malzemeler:
4 adet orta boy patlıcan
1 kase yoğurt yoğurt
3-4 diş sarımsak
Tuz
Kıymalı harç için;
250 gr  kıyma
1 adet kuru soğan
3-4 adet sivri biber
1 çay bardağı domates konservesi
4 yemek kaşık zeytin yağı
1 tatlı kaşığı biber salçası(silme)
tuz, karabiber, kimyon
Hazırlanışı:
Patlıcanları bir güzel közleyin, kabuklarını soyun. Bir tavaya zeytinyağını alın ve soğanı, biberi ve kıymayı kavurun. Suyunu çekince domates lonservesi ve salçayı da ekleyerek kavurmaya devam edin. Baharatlarını ekleyip şöyle bir karıştırıp bir kenarda bekletin. 
Közleyip soyduğunuz patlıcanları doğrayın. Sarımsaklı yoğurt haline getirdiğiniz sos ile iyice karıştırın. Servis tabağına bu patlıcanlı ezmeyi yayın ve üzerine ılınmış kıymalı harcı koyun.

Afiyetle yiyin...

20 Şubat 2013

İÇLİ KÖFTE


Merhabalar;


Efendiiim Gaziantep gezisinden, kültüründen, mutfağından öyle etkilenmiş, öyle etkilenmişiz ki, gelir gelmez aldığımız eyşaları salonumuza; yiyecekleri mutfağımıza dizdik... Tadı damağımızda kalan Gaziantep lezzetlerini birer birer denemek istiyorum. 

İlk önce "İçli köfte" denemeyi aklıma koymuştum... Bir kaç ay önce tarif kitaplarından bakarak bir kaç İçli Köfte denemem olmuş ve gayet güzel bulmuştum. Ancak Gaziantep'te orjinalini yedikten sonra üzerinde biraz daha çalışmaya karar verdim. 

Aşağıda her aşamasını fotoğrafladığım tarifi göreceksiniz. Bu sefer tam kıvamında leziz köfteleri yapmayı başardım sanırım.

Tarif ve fotoğraflar aşağıda...

Candan sevgi ve selamlar...

İÇLİ KÖFTE

Malzemeler:

KÖFTE MALZEMELERİ

3 su bardağı ince bulgur
1 yumurta
1 ince ince doğranmış kuru soğan
1 yemek kaşığı domates, 1 yemek kaşığı biber salçası
2 yemek kaşığı un
2 yemek kaşığı irmik
1/2 çay bardağı sıvı yağ
Tuz

İÇ MALZEME

350 gr kıyma
4 adet ince doğranmış kuru soğan
1/2 su bardağı ufalanmış ceviz içi
Karabiber
Tuz


YAPILIŞI:

Bir tencereye sıvı yağ koyup kıymayı kavurmaya başlayın. Kıyma suyunu salıp çekince ince doğranmış soğanları ekleyin. Soğanlar da yumuşayınca ceviz ve baharatları da ekleyerek ılınmaya bırakın...

İnce bulgurun üzerini geçecek miktarda kaynar su koyup, ağzı kapalı bir tencerede bulgur yumuşayana kadar bekletip, demlendirin.

Yumuşayan bulgura diğer diğer köfte malzemelerini de katarak bir güzel yoğurun. 

Yoğurduğunuz harçtan yumurta iriliğinde bir parçayı alıp, avucunuzun içine alın.



Avuç içine aldığınız köfteyi sürekli döndürerek, sağ işaret parmağıyla köftenin ortasını oyun. İhtiyç duyarsanız ellerinizi arada yağlı su koyulmuş bir çanakta ıslatabilirsiniz.




Soğuyan harçtan 3 tatlı kaşığı alarak, oyulan köfteye doldurun.


Sonra köftenin ağzını kapatın.


Elinizle şöyle hafiften bir şekil vererek genişçe bir tepsiye, birbirini ezmeyecek şekilde dizin. 


Bu ölçüyle yaklaşık 25 adet köfte çıkıyor. Ben bir kısmını buzluğa kaldırdım. Arada çıkarıp yeriz diye :))

Derin bir kızartma tenceresine bol sıvıyağ koyarak, iyice kızdırın. Yağ kızınca, köfteler tencerede rahat hareket edecek şekilde az miktarda koyun. Bir kevgirle döndürerek her tarafı esmerleşene kadar kızartın.


Afiyet olsun...

11 Şubat 2013

GAZİANTEP REHBERİ 3


Selamlar çocuklar, 

Geldik gezimizin son gününe... Saat 07.30 suları...Niyet ettik sabah erkenden kalkıp Gaziantep kahvaltı kültürünün bir diğer örneği "Beyran Çorbası"nı içmeye. Bir çok yerde rastlayabiliyorsunuz bu çorbaya. Hatta gün içinde de pişiren yerler var. Ancak geleneksel olanı sabah içileni ve saat 10.00 gibi biteni :) Biz de yine araştırmalarımız ve tavsiyeler üzerine "Metanet Beyran Salonu"na gittik. Metanetin yeri Eski Tekke Camisi civarında. Eski tip büyük esnaf lokantalarına benziyor. Lüks namına hiç bir şey yok. İçeride yoğun bir nem var. aynalar ve camlar hep buharlı. Çünkü içeride sürekli kaynayan çorba ve haşlanan etler var. İki katlı, biz ikinci katına çıktık. Beyran,paça ve mercimek çorbası var mönüde.

Biz eşimle birer Beyran çorbası istedik. Acı olduğunu tahmin ederek oğlana da eti, pilavı ve sade suyundan ısmarladık. Başladık beklemeye. Bu sırada etrafa şöyle bir göz attım. Gelenlerin çoğu dışardan gelmiş belli. Alt katta da sanırım yöre esnafı vardı. İnerken bir daha dikkat ederim diye bir kenara not aldım. Harıl harıl çalışan, çalışkan garsonlar var. Geniş ve kalabalık bir grup oturuyor orta masada. Gerilerde üniversite öğrencileri var. Bir de tek tük ailelerin oturduğu masalar. Nihayet çorbalarımız da geldi...  


Ben beyran çorbasını çok beğendim. Haşlanmış et, haşlanmış pirinç ve haşlama suyu üzerine sirkeli sarımsaklı bol acılı bir sos döküyorlar. Bu haşlama işlemi 10 saat sürüyormuş. Bizi neredeyse akşam üzerine kadar da tok tuttu.


Oğlum da kendi payına düşen acısızı severek yedi. Bir yandan da "yesim" yaptı tuz ve biber ile. O oyalanırken birer zehir gibi koyu demli çay içtik. Yani ben yarım bardak içtim.


Farkettiğim ilginç bir nokta daha var. Gaziantep'te evlerde pişen yemekler de, sokaklarda satılan yemekler de et ağırlıklı. Et fiyatları da makul. Kasaplara şöyle bir bakmıştım. Bol da baklava yiyiyorlar. Ancak hiç şişman insan yok. İstanbul'da adım başı kilolu adamlar, artık bel oyuntularını kaybetmiş tomruk misali kadınlar dolu... Ben burada hiç şişman insan göremedim. Bol acı mı zayıflatıyor bunları acaba?

Orada karnımızı bir güzel doyurup,  başladık "Savaş Müzesi"ni aramaya. Gaziantep'te müzelere girişi fiyatları çok uygun. 1-5 TL arasında bazıları ise ücretsiz. Savaş müzesi anlı şanlı Gaziantep mücadelesini bir kere daha bizlere hatırlattı. Vatanını seven her Türk gibi gözlerimiz yaşardı. Tabii her an konsantre olamıyorsunuz. Çünkü yanınızda anne ben" taaşan" oldum "Dıp dıp" "dıplıyom" diyen bir evladımız vardı :)) 

Aşağıda bir kaç kare var. Çok güzel, açıklayıcı poster ve heykeller de vardı. 






10 Şubat 2013

GAZİANTEP REHBERİ 2

Evet nerede kalmıştık sevgili dostlar?

Saatlerimizi ayarlayıp yatmıştık Ciğerci Ali Haydar Usta için. Ertesi sabah 06.45 gibi, alarmdan önce uyandık. 



Ben kendimi şöyle bir yokladım ve sabahın köründe hiç ciğer yiyesim yoktu. Eşimle göz göze geldik ve o da sanırım benimle aynı fikirdeydi ki gözlerini tekrar kapattı. 07.30 gibi hazırlandık ve öğretmen evinin kahvaltı salonuna indik. 






Restoranın içi çok güzel. Size bahsettiğim tarihi kilisenin bodrum katında. İçi kemer sütunlu. Keşke bu güzelliğe yaraşır, şahane bir kahvaltı yaptık diyebilseydim. 

Kahvaltıdan sonra oğlum otelin bahçesinde doyasıya koşturdu. Biz de temiz havayı içimize çektik bolca. Bugün planımız Gaziantep'in meşhur tarihi çarşı ve hanlarını gezmekti.




Fotoğrafta çarşının içindeki şerbetçi adam heykelini görüyorsunuz. Annem de bahsetmişti, bahar mevsiminde köşe başlarında meyankökü, demirhindi şerbeti satan şerbetçiler olurmuş. Mevsim itibariyle biz görmedik; ancak böyle şerbetçi güğümü ile yine çarşı içinde menengiç kahvesi satan satıcılara rastladık. 

Niyetim eve dönerken bu yöreye ait bir kaç parça yiyecek maddesi alarak dönmekti. Bu tip ürünleri "Almacı Pazarı" ve "Buğday Pazarı"nda bulabilirsiniz. Buğday Pazarında genelde bakliyat, Almacı Pazarında ise baharat, soslar, kurular, çerezler ve şifalı otlar mevcut. 


Almacı Pazarından bir kare



09 Şubat 2013

GAZİANTEP REHBERİ 1

Selamlar sevgili dostlar...

Sömestre tatilini fırsat bilip; mağrur bir adam, güzeller güzeli bir kadın ve iki yaş sendromunda bir erkek çocuğu düştük yollara. Ver elini Gaziantep...  


:)


Sizlere oldukça detaylı bir şekilde olanı biteni yazmak istiyorum. Çünkü Gaziantep şehri bir iyi rehber olmadan gezilebilecek bir şehir değil. Bir kere inanılmaz büyük ve gezilip, görülecek; yenilip içilecek yeri çok fazla. Ben de gitmeden çok detaylı bir araştırma yapıp; sorup, soruşturmuştum. Kalacağım süre boyunca saat kaçta nerede olacağımız, nereden ne alacağımız şeklinde bir liste hazırladım. Haritalar, adresler, telefon numaraları...


Aslında geçtiğimiz yıl bu geziyi programlamış; ancak bir türlü denk getirememiştik. Baktık bu sene her şey yolunda, biz de aylar öncesinden uçak biletlerimizi ayırttık. Böylece epey ekonomik oldu seyahat. 


Seyahat zamanı yaklaştıkça internet üzerinden detaylı bir araştırma içine girdim. Zira kentin büyük ve oldukça gelişmiş olduğunu biliyordum. Annem öğretmenliğinin ilk yıllarında Gaziantep'te görev yapmış. Şehrin iklim açısından İzmir'e benzediğini söyler hep. Gelişmiş ve düzenli bir şehir olduğunu sık sık anlatırdı.  Sevgili arkadaşım Irmak'ın Antep gezisi izlenimlerinden çok faydalandığımı belirtmeliyim. Çeşitli dergilerden, internet sitelerinden, oraları bilen kişilerden derlediğimiz bilgileri şekillendirip yaptık programımızı...


Sonra seyahat günü geldi çattı. Sabah 06.20 THY uçuşu için erkenden uyandık. Bizim uykucu oğlanı o saatte uyandırıp, giydirmeye ikna etmek güne epey enerjik başlamamızı sağladı :) Neyse ki evimiz havaalanına çok yakın ve çabucak, stressiz bir şekilde ulaştık alana. Malum küçük çocukla yolculuk edince ne kadar kısarsanız kısın eşyanız ve çantanız bol oluyor. Güvenlik noktalarından geçiş bu nedenle epey sıkıcı ve zahmetli oldu. Bu kontroller esnasında elimden habire kaçan ve bekleme salonunda kendi özerk devletini kurup bağımsızlığını ilan eden evladım "çocuklu kadın otur evinde ne işin var gezmede" diye beni söylendirdiyse de derin nefesler eşliğinde bu krizleri atlattık şükür. Uçağımıza bindik sonunda, bir kaç ufak maceradan sonra, cebimize teyzemize ve anneannemize biraz bulut koyarak Gaziantep havaalanı için inişe geçtik. Tam bu sırada bizim yorgun savaşçı uyuyakaldı. 


Havaalanı Oğuzeli ilçesinde. Biz konaklama için Öğretmen evinde rezervasyon yaptırmıştık. Öğretmen evi Gaziantep Merkez, Şahinbey semtinde. Yaklaşık 30-35 dakikalık bir mesafe. Biz Havaş ile merkeze ulaştık. Oğlum kucağımda uyurken ben de arada gözlerimi açar gibi yapsam da bizim oraların deyimiyle yol boyu "soğan diktim"


Öğretmen evi tarihi bir kilisenin alt tarafında, uzun merdivenlerle inilen, ne büyük ne küçük; ne güzel ne de çirkin bir bina. Çok lüks değil kesinlikle, hatta hiç değil. Ancak temiz ve odaları tertipli. Geceden geceye uğramak için oldukça ideal. Personeli her ne kadar tipik "yangında ilk önce kurtarılacak etiketi bulunan DMO malı tahta masalar gibi" memur zihniyetinde de olsa çok sorun etmedik. Zira kaldığımız yer gezip, dolaşılacak her yere bir yürüme mesafesindeydi. 


Eşyalarımızı odaya bıraktık ve bu arada saat 9.00 civarındaydı. Önceden programımıza aldığımız gibi "Katmerci Zekeriya" için yollara düştük. Gaziantep geleneksel kahvaltı kültürü bizim alışageldiğimiz peynir, zeytin,ekmek üçlüsünden çok farklı. Geleneksel kahvaltıları "katmer" "ciğer tava" ve "beyran çorbası" ndan oluşuyor. Tabii her biri ayrı ayrı yeniliyor. Katmer; Bir hamur işi. İçinde antep fıstığı ve kaymak bulunuyor, börekle şekersiz baklava arası bir şey. Katmerci Zekeriya oranın en eski ve en meşhur katmercisi. Dükkanı Çukur Mahallede. Küçücük ve sade bir yer. Ortada buradan sonra bir çok yerde de rastlayacağımız maltız denen açık mangal yanıyor ve dükkanın içini sıcacık yapıyor. 




Dişçi koltuğuna oturmadan evvel karnımda hissettiğim o heyecanla karışık korkuyla küçük ve gösterişsiz dükkanın kapısına asılıyorum bir gayret. Eşim de bebek arabasıyla arkamda. Boynumda bir fotoğraf makinesi, sırtımda kocaman bir hörgüç misali sırt çantası. Şimdi biz her sorana "anteplıyık" desek de bize kim inanır. Tabii ki kapıdan girer girmez turist olduğumuz anlaşıldı.  Zekeriya usta artık pek ortalarda değilmiş ve oğlu Mehmet Bey bizi karşıladı. Çok konuşkan, misafirperver ve içten biri. Tam   bir "esnaf" anlayacağınız... Kim bilir her gün bizim gibi kaç gezgin turist dükkanından böyle yabancı gözlerle içeri giriyor, alışmış artık. Biz öyle mi olsun şöyle mi olsun diye bakınırken hop bizi oturtuverdi bir masaya...



Biz adam başı birer katmer söylemek niyetindeyken Mehmet usta size bir tane yeter diyerek hızımızı kesti. Sahiden de ikinci katmer fazla gelirdi. Bir daha yolum Gaziantep'e düşerse Katmerci Zekeriya bir daha uğramak ve katmer yemek isterim.