Ev Yapımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ev Yapımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

05 Eylül 2015

MİDYE DOLMA NEDİR, NASIL YAPILIR ?



Merhabalar sevgili dostlar; 

Yaz tatili anılarımı sizlere yazmadan evvel bir deniz kokan tarifle "merhaba" diyeyim dedim...

Yemeyi çok sevdiğim ancak daha önce hiç denemediğim bir tarif "Midye dolma"...

Her reçetesinden çok memnun kaldığım rahmetli Erkan Acurol'un tarifini uyguladım.



Ben midyeleri taze olarak Metro Gross marketten aldım. Ege bölgesinden toplanan midyeleri satıyorlar.

Şimdi size aşağıda midye konusunda önemli hususları aktarmak isterim:

1 - Öncelikle midye konusunda fizyolojik bir bilgi aktarmalıyım. Bu deniz canlıları su içinde kayalık, iskele vs gibi deniz içinde yer alan beton kısımlar gibi yüzeylere tutunarak yaşarlar. Yaşamları boyunca yer değiştirmezler. Suyu kabuklarını açarak içlerine alırlar ve içindeki mineral vs yi süzerler. Yer değiştirmedikleri ve suyun içeriğini tamamen süzdüklerini düşünerek; temiz, kanalizasyon akıntısı olmayan, şehirleşmeden uzak, hastane, fabrika vs akıntılarının olmadığı bölgelerden toplanmış olmalıdır. Yoksa deniz suyunda yer alan ağır metal, çeşitli kimyasalları hapsederler.

2 - Taze, canlı ve güvenilir midyelerin kabuklarındaki kir ve diğer canlılara ait kalıntıları akan soğuk suyun altında bir bulaşık teli ile ovarak temizleyin.

3 -2 litre suya 1 çay kaşığı tuz olacak şekilde tuzlu su hazırlayın. Midyeleri bu su içine alın. Midyeler bir süre sonra kabuklarını açıp kapamaya ve hava kabarcıkları çıkarmaya başlayacaktır. Bu sayede temiz tuzlu su solungaçlarından içeri geçerek midyenin içini de temizler. Yaklaşık 2 saat beklesin.

4 - Midyelerin kaynar su içine alın ve kabuklarını açanları dışarı çıkarın. Kenarlarındaki bıyıkları temizleyerek bir süzgeçte bekletin.

Malzemeler:

30 adet ayıklanmış midye
1 su bardağı pirinç
1 adet kuru soğan
1 yemek kaşığı dolmalık fıstık
1 yemek kaşığı kuş üzümü
1 er çay kaşığı baharatlar (tuz, karabiber, tarçın, şeker, dolma baharı,)
1 çay bardağı zeytinyağı

Yapılışı:

İnce kıyılmış soğanlar ve dolmalık fıstık zeytinyağında pembeleşene kadar kavrulur. Üzerine yıkanan pirinçler ve kuş üzümleri ilave edilir. Kavrulmaya devam edilir. 1 çay bardağı sıcak su ve baharatlar eklenerek ağzı kapalı olarak suyunu çekene kadar demlendirilir. Ocaktan alınarak bir kenarda soğumaya bırakılır.

Pilav soğuyunca kabukları açılmış temizlenmiş, ayıklanmış midyelerin içine doldurulur. Genişçe bir tencereye sıralanır. Üzerine 1 çay bardağı sıcak su biraz zeytinyağı ve yarım limon sıkılır. Suyunu çekene kadar ağzı kapalı olarak pişirilir. Soğuyunca limon ile servis edilir.


Afiyet olsun.




15 Mayıs 2015

NARENCİYE SİRKESİ 4. ve SON YAZI



Merhaba sevgili dostlar;

Sirkemizde son aşamaya geldik. Mayaladık, beklettik, tuzladık ve süzdük.

İri tuz ilave edilmiş halde temiz bir kavanoz içinde yaklaşık 40 gün bekleyen sirkemizi çift kat tülbentten süzerek sirke yapımı işlemini sonlandırıyoruz.

Ben yarısını cam şişede buzdolabında sakladım. Bunu şifa niyetine içeceğim ya da salataya kullanırım. Yarısını da fıs fıslı bir plastik şişeye aldım temizlik işleri için.

Buyurun bakalım siz de deneyin...

Selamlar, sevgiler

20 Nisan 2015

NARENCİYE SİRKESİ ETAP 3



Selamlar sevgili dostlar;

Narenciye sirkemizin 3. aşamasını nihayet kaleme alıyorum. Sağlık sebepleriyle yazma işi sarktı bu sefer. Umarım bana güvenip de başlayanları yaya bırakmadım. Mahcup olurum doğrusu...

Neyse "Sağlık olsun" deyip anlatıma geçeyim :)

Kısaca özetliyeyim en başından. Temiz 5 litrelik bir cam kavanoza limon, portakal, mandalina kabuklarımızı, üzerini örtecek kadar suyu, bir avuç nohut, bir avuç bulgur, 2 yemek kaşığı toz şeker, 1 çay bardağı sirke koyuyoruz. 15 20 gün boyunca tülbent bağlı bir şekilde her gün tahta kaşıkla karıştırarak olgunlaşmasını bekliyoruz. 





Kabuklar iyice dibe çöküp, koku keskinleşene kadar karıştırma işlemine devam ettik. 





Evet... 3. aşama olarak Kabukları, bulgur,nohut vsyi süzüyoruz.

Yine temiz bir cam kavanoza ince bir tülbentten tüm kabuk vsyi süzüyoruz. İçine 2 yemek kaşığı irice tuz atıp karıştırıp yaklaşık 40 gün kuytu ve serin bir yerde ağzı sımsıkı kapalı bekletiyoruz.

Ben Mayıs'ın ilk haftasına kadar tutmayı planlıyorum. Dibinde biriken tortu gittikçe belirginleşiyor ve üst kısmı berraklaşıp şeffaflaşıyor gün gün.




4. ve son aşamada görüşmek üzere...

Hoşçakalın...

02 Nisan 2015

NARENCİYE SİRKESİ 2. AŞAMA


Selamlar sevgili dostlar.

Evde kendi sirkemizi yapmaya kaldığımız yerden devam ediyoruz. İlk bölüm için burayı okuyabilirsiniz.

İlk bölümde bahsettiğim gibi sirkeyi oluşturacak malzemeleri kavanozumuza koyduktan sonra iki hafta boyunca hergün tahta bir kaşıkla malzemeleri karıştırdım.

İlk hafta su bulanıklaştı ve narenciye kokusu keskinleşti. İkinci hafta yavaş yavaş kabuklar dibe çökmeye başladı, su bulanık ve tortulu bir hal aldı. Üst yüzeyde beyaz kaymak tabakası oluştu ve koku keskin ve ekşimsi oldu.

Ben bu hafta sonu yani 3. hafta bitince süzme aşamasına geçmeyi planlıyorum. Zamanı gelince sizinle de paylaşacağım.

Şimdilik bendeki havadisler bu kadar.

Selamlar efem...

24 Mart 2015

ŞİFASI BOL KIŞ LİMONATASI... ZENCEFİLLİ LİMONATA



Merhaba sevgili dostlar;

Bizim evde limon çok tüketiliyor. Haftada 1-2 kg arası. Çoğunlukla da az şekerli limonata şeklinde.
Yaz sıcaklarında şöyle buzz gibi bir limonata gibisi yok herhalde.

Kış için bu lezzeti bir şifa kaynağına dönüştürmek iyi oluyor. zira limon zaten başlı başına bir eczane :)

İşte bu şifalı limonatamızın tarifi şöyle efendim :)

Malzemeler:

1 kg limon
1 küçük kök zencefil
1/2 kahve fincanı şeker (biz çok az şekerli içiyoruz. siz kendi damak zevkinize göre ayarlayabilirsiniz.)

Yapılışı:

Limonlarınızı bol suyla iyice yıkayın. İnce bir rende ile tüm limonların kabuklarını beyazını çıkarmadan bir tencereye rendeleyin. Daha sonra kök zencefilin kabuğunu soyarak minik minik doğrayalım, arzu edilirse zencefil de rendelenebilir. Şekerini de ilave ettikten sonra yarım litre su ilavesiyle limonatanın şerbet kısmını kaynamaya bırakıyoruz.

Limonların suyunu bir güzel sıkıp bir sürahiye alalım. Kaynayıp soğutulan şerbeti de ilave ederek, buzdolabında dinlenmeye bırakalım. 6 saat sonra afiyetle içebilirsiniz.

Afiyet şeker olsun.

21 Mart 2015

BENİMLE SİRKE YAPAR MISINIZ?


Merhaba sevgili dostlar;

Bu hafta sonu epeydir niyetlendiğim bir yazıyı yazmak istedim. Beraber narenciye sirkesi yapalım konumuz :) Daha önce ufak çaplı denemelerim oldu ancak yazıp fotoğraflamadım hiç. Şimdi fotoğrafladım ve aşamalarını sizinle paylaşayım diyorum. Hatta belki benimle sirke yapmaya niyetlenip başlayanlar da olur diye düşündüm.





Malzemelerimiz çok basit.

Öncelikle geniş hacimli cam bir kavanoz. Ben 5 litre kullandım. Sıktığınız, soyduğunuz limon, portakal, mandalina kabuklarını atmayın. Tabii önce iyice yıkanmış olmalı. Bunları kavanozumuza koyuyoruz. İçine bir avuç nohut, bir avuç bulgur, 2 yemek kaşığı toz şeker, 1 çay bardağı sirke koyuyoruz. Üzerine de aldığı kadar temiz içme suyu.

Sonra kavanozumuzun ağzını bir tülbentle örtüp bağlıyoruz ki hava alsın, fermente olsun ama şaraplaşmasın diye.

Yaklaşık 15 gün boyunca tahta bir kaşıkla her gün şöyle bir karıştırıyoruz.




Şimdilik ben her gün karıştırma aşamasındayım.

Sonra kavanozumuzu ışık almayan serin ve loş bir yere koyuyoruz. Ben etrafına kalınca bir bez örttüm ve mutfak tezgahımın üstüne koydum, baş köşeye :)

Zamanı geldikçe size diğer adımları da yazacağım.

Selamlar, sevgiler...

12 Aralık 2014

KEFİR NASIL MAYALANIR?






Selamlar sevgili dostlar;

Vallahi hafta sonu mutfağım mandıra gibi çalışıyor desem yalan olmaz. Silivri'den gelen süt önce kaynıyor fokur fokur. Bir kısmı oğlana içmelik diye ayrılıyor. Bir kısmı ile yoğurt mayalıyorum. Bazı haftalar lor yapıyorum. Bir ara peynir de yapıyordum ya bu sene yapmadım.

Şimdilerde her hafta bir litre kadar "kefir" de mayalıyorum kendime kadar. 

Aslında kefirle tanışmam pek hoş olmamıştı. Bundan tam on sene önce bir gıda fuarına katılmıştım çalıştığım firma adına. O fuarda ortaokul yıllarımdan, annemin de öğrencisi olan çok sevdiğim bir ablayla karşılaştım. Şimdi kendisi çok bilinen bir gıda firmasında genel müdür yardımcısıdır. Her neyse, o zamanlar yine çok bilinen bir firmanın üretim müdürüydü, onlar da fuara katılmıştı ve beraber hem sohbet edip, hem de stantları dolaşıyorduk. 

O zamanlar hazır kefir pek bilinmiyor ve market raflarında yeni yeni yer buluyordu. Şimdilerde gayet aşina olduğumuz bir kefir üretici firmanın standına geldiğimizde stant görevlisi yanımdaki ablama "Cildiniz çok sivilceli, bol bol kefir için, çok iyi gelir" deyiverdi pat diye. Firmanın sahibi o sırada ablayı tanıdı ve hürmetle selamlaşınca, epey mahcup oldu hem o abla hem de amirince azarlanan görevli. Ben de onun adına epey utanmıştım... Bir süre ne zaman kefir görsem o olay aklıma geldi ve alıp da tadına bakmadım...

Sonra piyasaya çeşit çeşit kefir çıktı. Aromalıları falan. Oğluma hamileyken bir tane aldım böğürtlenlimiydi ne, hiç hoşuma gitmedi. Almadım da içmedim de bir daha...

Dikkat ediyor musunuz bilmem ama kıyafetler, ayakkabılar gibi, yiyecekler, evde bu yiyecekleri yapma furyası var kadınlar arasında, moda akımı gibi :)

Son günlerin gözdesi de evde kefir mayalamak.Bir denemek istedim ben de. Özellikle de son zamanlarda süt içmek bana rahatsızlık verince.

Ancak kefir mayalamak için öncelikle olgunlaşmış kefir tanelerine ihtiyacınız var. Bunu sürekli kefir mayalayanlardan alabilirsiniz. Sonra bundan kendi mayanızı üretebilirsiniz. Çevremde olmadığı için ben başka alternatifler ararken Gıda Mühendisi, arkadaşım, Makarnacı Tuğbanın ürünleri arasında aşağıdaki hazır mayayı gördüm. 




Satın aldım ve haftalardır kendi kefirimi mayalıyorum. Bayıla bayıla da içiyorum. Kefirsiz geçen günlerime de aklıma geldikçe oturup ağlıyorum :P

Uygulama çok basit aslında. Önce mayayı aktif hale getirmek gerek. Ilık süt içinde yaklaşık on saat oda ısısında bekletmek kafi. Daha sonra cam bir kavanoz içine bir litre ılık süt ve aktif maya ekleniyor. Oda ısısında kabaca yirmi saat mayalanmaya bırakılıyor. 4-5 saatte bir karıştırmak gerek.


Süre sonunda zaten o kefirin kokusu ve kıvamını hissediyorsunuz. Kavanozdaki kefiri plastik bir süzgeçten bir sürahiye süzün. Kavanozu bir gece buzdolabında dinlendirin ve soğuk tüketin kefiri.



Süzgecin üzerinde minik karnabahar tanelerine benzer tanecikleri göreceksiniz. Her mayalama sonunda tanecikler hem sayıca artacak, hem de irilik olarak büyüyecek.


 Süzgeçte toplanan kefir taneciklerini bir sonraki mayalama için bir minik cam kaba alın. Üzerine yarım çay bardağı yeni mayalanan kefirden ve yarım çay bardağı ılık süt koyarak buzdolabında saklayın. Mayayı bu şekilde bir hafta saklayabilirsiniz.



Afiyet, şifa olsun...

Selamlar

03 Haziran 2014

EV YAPIMI KREM ŞANTİ




Selamlar;

Bir yemek blogu yazarı olmama rağmen bizim evde çok sık tatlı, pasta vs pişmez. Profesyonel çalışma hayatım boyunca gıda katkıları ve gıda hijyeni konuları üzerinde geçti. Katkı maddeleri beni ürkütüyor açıkçası. Bu nedenle en az işlenmiş yiyecekleri tüketmeye özen gösteriyoruz; ancak paranoyak olmaya da gerek yok bence. 

Yaptığım tatlıların üzerine genelde satın aldığım çiğ sütün kaymağını kullanıyorum. Geçtiğimiz haftalarda da bu süt kaymağından krem şanti yapmayı denedim. Allah'ım ne kadar da basitmiş. :)

1 su bardağı süt kaymağını ( ben kaynatılmış sütün kaymağını kullanıyorum), 2 yemek kaşığı pudra şekerini ve bir paket şekerli vanilin ya da çubuk vanilyayı karıştırma kabına alın. Yoğun bir kıvam alana kadar mikser ile çırpın. Bir kaç saat buzdolabında bekletin.

Krem şantiniz hazır efem...

21 Şubat 2014

KUVVET MACUNU, AMAN HA YANLIŞ ANLAŞILMASIN :))


Selamlar sevgili dostlar;

Saatli maarif takvimine göre ilk cemre havaya düştü bile... Yani bahar kapıda. Gerçi bu sene hiç kış gelmedi ya... Gelecek günlerde de neler olur bilinmez. Belki kar kıyamet?

Mevsimlerin şirazesi kayınca hastalıklar da Paris moda haftası gibi her sene halden hale girerek gelir oldular. Büyüklerimiz zamanında bir grip, bir nezle varken şimdilerde gribin 50 çeşidine yakalanıyoruz adı kış olan aylarda...

Allah'a şükür bizim evde pek sık hasta olan olmaz. Benim çıktığım evde de böyleydi bu. Annemle babam deyim yerindeyse el arabası ile meyve sebze taşırlardı eve. Şimdi biz de oğlumuz ve kendimiz için doğal ve kararında bir beslenme düzeni uygulamaya çalışıyoruz. Her çeşitten az ve öz tadıyoruz. Hasta olunca da ilaç kullanmamaya ve doğal sürece destek olacak şekilde takviyelerle iyileşmeye çalışıyoruz.

Neyse ...

Bu sene özellikle 3 yaşındaki oğlum için salgınların en bol olduğu dönemde (-ki bu dönem oğlumun okula başladığı ve çeşit çeşit bakteriyle/virüsle bağışıklık sisteminin tanıştığı döneme denk geldi :)- ) bir önleyici kür uyguladık. Hafif burun akıntısı ya da öksürük hissedince de bu yöntem korudu bizi çok şükür.

Sabah kalkınca aç karnına 3-5 ceviz içi, fındık, badem, kuru üzüm. Ardından kocaman bir tatlı kaşığı yukarıda fotoğrafı olan ve aşağıda yapımını paylaşacağım Zencefilli Bal. Ağzımız temizlensin diye de kocaman bir bardak ılık limonlu su. Kahvaltı, öğlen ve ikindi öğünlerini okulda yiyor. Okul dönüşü 1 adet meyve ya da meyve suyu (genelde nar-mandalina ve portakalı karıştırdım, suyunu verdim). Akşam yemeğinden sonra da yatma öncesi yine bir tatlı kaşığı Zencefilli Bal...

Siz de deneyin ferah tadı ile çocuğunuz da sevecektir eminim...

Allah bol şifa ve sağlık versin herkese...

ZENCEFİLLİ BAL MACUNU

1 yumru taze zencefil
1 adet yatak limon
yeteri kadar bal

Önce aşı olmamış, olabildiğince doğal limonun (mümkünse içi çekirdekli olanı tercih edin.) dış kabuğunu yıkayın. İnce ince dilimleyerek küçük bir kavanoza yerleştirin. Taze kök zencefilin dış kabuklarını soyun. İnce rende ile yarısını rendeleyip kavanoza koyun. Kalan yarının yarısını ince ince dilimleyin. Diğer parçayı da bütün olarak kavanoza atın. Üzerine de kavanozu dolduracak kadar hakiki balla doldurun. Bu karışımı bir gün buzdolabında bekletip kullanmaya başlayabilirsiniz. Yaklaşık bir ay kullanabilirsiniz.

10 Ocak 2014

EV YAPIMI... LİMONLU ve DAMLA SAKIZLI DONDURMA





YAZ GELSE DE YİNE EV YAPIMI DONDURMA YESEK....

FOTOĞRAFTA YAZIN HAKİKİ SALEP İLE EVDE HAZIRLADIĞIM LİMONLU ve DAMLA SAKIZLI DONDURMALAR VAR 

:))



02 Eylül 2013

SİZİN İÇİN... EV YAPIMI ÖZEL FORMÜLLÜ HARİKA TURŞULARIM



SEVGİLİ DOSTLAR  İŞİMİ KURDUM KURUYORUM DERKEN BİR MACERANIN İÇİNDE BULDUM KENDİMİ. 

ŞİMDİ İHTİYAÇLARINIZ DOĞRULTUSUNDA DESTEKLERİNİZİ BEKLİYOR ve GÜN GEÇTİKÇE BÜYÜMEYİ HAYAL EDİYORUM...

GELELİM MESELENİN ÖZÜNE...

ÖZENLE, YÖRESİNDEN, MEVSİMİNDE SEÇTİĞİM, TAZECİK MALZEMELERLE HAZIRLADIĞIM, 

ÖZEL FORMÜLLÜ ve TADAN DOSTLARIMIN BİR SONRAKİ SENE İÇİN ISRARLA SİPARİŞ ETTİKLERİ,

SAĞLIKLI, EKONOMİK ve MEŞHUR TURŞULARIMDAN (SALATALIK, KARIŞIK)

SİZLER İÇİN DE HAZIRLIYORUM...

ANNE ŞEFKATİ ve PROFESYONEL GIDA GÜVENLİĞİ, ÜRETİMİ ve GIDA AR-GE si TECRÜBEM İLE, EVİM VE ÇOCUĞUM İÇİN HAZIRLADIĞIM TURŞULARI, CAZİP ve MAKUL FİYATA SİZLERLE DE PAYLAŞMAK İSTERİM.

TURŞU SİPARİŞLERİNİZİ 1 EKİM 2013 TARİHİNE KADAR VERMENİZ GEREKMEKTEDİR. 

TÜRKİYE'NİN HER YERİNE, TURŞUNUZUN DAHA SAĞLIKLI ve UZUN ÖMÜRLÜ OLMASINI İSTEDİĞİM İÇİN CAM KAVANOZLARDA (NET 4 LİTRE) KARGO İLE GÖNDERİLECEKTİR.

YAKINDA YENİ ÜRÜNLERLE DE KARŞINIZDA OLMAK DİLEĞİYLE...

BİR HATAMIZ KUSURUMUZ VAR İSE AFFOLA...

SİPARİŞ, SORU, ÖNERİ, ELEŞTİRİ ve DİĞER HER TÜRLÜ YAZIŞMALAR İÇİN nilaracaroglu@gmail.com ADRESİNDEN BANA ULAŞABİLİRSİNİZ...

27 Ağustos 2013

TATİLİN ARDINDAN EV YAPIMI LOR PEYNİRİ


Merhaba güzel yurdumun güzel insanları...

Çok huzurlu, güzel, dolu dolu geçen, rüya gibi bir tatilin ardından gerçek hayata dönmüş olmanın çarpıcılığı ile bir sarhoşluk hali hasıl oldu bende. Yıkanacak çamaşırlar, aylardır kapalı duran bir ev, bomboş bir buzdolabı ve kiler... Kış hazırlıkları ve sürekli ilgi ve arkadaşlık bekleyen 3 yaşında bir oğlan çocuğu... Varın siz tahmin edin bendeki telaşı...

Size bunları yazarken de bir yandan közlediğim patlıcan ve biberleri çevirmek için masanın başından kalkıyorum zira...

Her neyse lafı uzatmadan size aşama aşama evde lor yapımını anlatayım...

En kısa zamanda da uzun uzun tatil anılarımı yazmak isterim size kısmetse...

EV YAPIMI LOR PEYNİRİ

MALZEMELER:

2 kg süt
5 çorba kaşığı sirke
1 tatlı kaşığı tuz

YAPILIŞI:

Sütü çelik bir tencerede 80 dereceye gelene kadar ısıtın. Yani kaynama noktasına gelmeden ince tabaka bir kaymak tutar ya işte o ana kadar. Tencereyi ateşten alıp sirkeyi ve tuzu koyun. Süt kesilecektir. Duruma göre kesilmez ise 1-2 kaşık daha sirke ekleyebilirsiniz. Tencerenin ağzına temiz bir tülbent sererek 3-4 saat bekletin. Daha sonra içine temiz bir tülbent serilmiş süzgeçten süzün. Tüm suyunun akmasını bekleyin ve en son elinizle sıkarak kalan suyu da çıkarın. H:azırladığınız lor peynirini cam bir kapta buzdolabında muhafaza ediniz.

Afiyet olsun...

07 Mayıs 2013

HAZIR BAKLAVA YUFKASINDAN CEVİZLİ BAKLAVA



Selamlar sevgili dostlar;

Hiç fazla kilosu olmayan kadın var mıdır şu yalan dünya'da? Sahi size sorarken şimdi aklıma geldi. Havva anamız da fazla kilolarından muzdaripmiydi? Zira günümüzde en kilolusundan en zayıfına tüm kadınlar illa ki... 

Bendekiler doğumdu falandı filandı derken bir kaç kilodan bir kaç on kiloya dayandı en sonunda. 

Malum önümüz yaz, kazakların bol eşofmanların altında rahat rahat yayılan göbüş möbüş tişörtlerin, açık renk kıyafetlerin altından pek de kamufle olamayacak bir halde :))

Niyet ettim, niyetliyim şu fazlalıklardan kurtulmaya bir daha da tövbe billah almamaya...

Bu alttaki de son tatlım olsun aldığım karar öncesi. Kendi elimle yaptım, glikoz şurubu murubu yok diye de gönül rahatlığıyla yedim...

Eğer siz de niyetliyseniz perhiz yapmaya, başlamadan hazır baklava yufkasıyla bir cevizli baklava yapın da öyle başlayın derim ben. 

Şööööyle bol kaymaklı aman aman. Ya da dur dur antep fıstıklı, dondurmalı sonra mesela... Aman neyse kendimi kaybetmeden sizi tarifle baş başa bırakayım...

Selamlar, sevgiler efendim...

Ben 500 grlık 25 yapraklık bir hazır baklava yufkası kullandım. Ambalaj üzerindeki tarifi biraz ölçüleri değiştirerek uyguladım.

Malzemeler:

Hazır baklava yufkası (500 gr) (25 yaprak)
250 gr tereyağı (ben evde kendi yaptığım tereyağını kullandım. )
4 su bardağı toz şeker
3 su bardağı su
1 çay kaşığı limon suyu
150 gr iç malzeme, ben iri çekilmiş ceviz kullandım.

Yapılışı:

Şerbetin Hazırlanması

3 su bardağı su ve 4 su bardağı toz şekeri bir tencerede kaynatın. Köpürerek kaynamaya başlayınca limon suyunu da ilave edip, 15 dk kadar daha kaynamaya bırakın. Şerbet kepçeden uzayarak dökülüyorsa kaynamış demektir. Şerbet sıcakken dökülecek bunu unutmayın.

Baklavanın Hazırlanması

Tereyağını eritin. Baklavayı sereceğiniz tepsinin altını ılık yağ ile iyice yağlayın. Her birini birer birer sermek koşuluyla üç adet yufkayı tepsiye dizin. En üst kattaki yufkayı yağlayın. Yeniden 3 kat yufka döşeyin ve yağlayın. Aynı yağlama işlemini her üç katta bir tekrarlayın. 9. katı serince için yarısını güzelce yayın ve yağlayın. Her üç yufkada bir yağlamayı ihmal etmeden 18. katta yine ceviz koyun. Son üç katta her yufkayı yağlayarak en üste son yufka yaprağını koyun. Önce enine dilimleyerek artan ılık yağı üzerine gezdirin. Sonra boyuna dilimleyin. 




Önceden 180 -200 dereceye ısınmış fırında 45 dakika pişiriniz. Pişerken altının ve üstünün aynı derecede pişmesine dikkat ediniz. 



Fırından çıkınca baklava da şerbet de sıcakken, şerbeti tüm tepsiye eşit miktarda yayınız. Şerbeti tepsinin ortasından başlayarak dökün. Bunu ArGe çalışmalarım sırasında hepinizin bildiği, çok meşhur bir baklavacının şefinden öğrenmiştim. Aslında baklavaya dair epey tüyo aldım ancak yufkayı kendim açmayı henüz göze alamıyorum.




Tatlıyı soğumaya bırakıp, sonra da afiyetle yiyiniz. Ben kaymakla servis etmiştim.



Afiyet olsun...

29 Nisan 2013

EVDE GÜZEL ÇİLEKLİ DONDURMA




Selamlar sevgili dostlar;

Çilek için geç, dondurma için biraz erken bir mevsim. Sahi artık geçiş mevsimleri yaşamıyoruz. Kış mevsiminden hemen yaz mevsimine geçiverdik. 

Bolca çilek reçeli yapıyorum bu sene. Mis gibi tazecik çileklerim var. Özenle minicik seçtim hepsini. Arada şeklini şemalini beğenmediklerimi de bir kenara ayırdım. Ne yapacağımı düşünürken eşim, dondurma yapsana  dedi. Geçen sene İş Bankası Yayınlarından aldığım "Dünya'nın En Güzel Tatlıları" isimli kitabımdan güzel bir tarif buldum. Ancak kitap birebir Türk damak zevkine hitap etmiyor. Bizlerin mutfağında çok sık kullanmaığımız yöntem ve malzemeler ağırlıklı kitapta. O nedenle biraz değişiklik yaptım. Açıkçası endişeliydim de sonucun nasıl olacağı yönünde. Korktuğum olmadı ve güzel bir çilekli dondurma çıktı ortaya. Siz de gönül rahatlığıyla deneyebilirsiniz.

Malzemeler:

1 su bardağı + 1 çay bardağı süt
1 paket şekerli vanilin
2 adet yumurta sarısı
2,5 su bardağı çilek püresi
1/2 limon suyu
1 su bardağı toz şeker
2 kutu krema

Yapılışı:

Sütü bir tencereye alın. Vanilyayı da ekleyerek kaynayana kadar ara ara karıştırarak kısık ateşte pişirin. Ilınmaya bırakın. Yumurta sarılarını ılık süte sırasıyla katıp, çırpın. Devamlı karıştırarak, kremamsı kıvamı alana kadar pişirirn. Kaynama noktasına gelmeden, altını kapatın.

Çilek, limon suyu ve şekeri blendırdan geçirin. Başka bir kapta kremayı mikser yardımıyla iyice çırpın. Sırasıyla krema ve blendırdan geçirilmiş çilek püresini süte karıştırın. Mikser ile 10 15 dk çırpın. Karışımı buzlukta bekletilmiş metal bir kaba koyun. Ağzını strech film ile kapattıktan sonra derin dondurucuya koyun. 1 saat sonra kabı çıkarıp çatalla karıştırın, donamaya başlamış yerler ile donmayan yerleri karıştırın. Bu işlemi birer saat ara ile olacak şekilde 5 kere tekrarlayın ve yeniden ağzını örtüp derin dondurucuya koyun.

Karışımı 12 saat kadar derin dondurucuda ağzı kapalı bekletin. Ardından afiyetle, dilediğiniz şekilde süsleyerek yiyin anacım :))


04 Nisan 2013

GENETİK MUTFAK AŞKIM...EVDE MAKARNA





Merhaba dostlar;

Bendeki yeme(k) aşkı bitmez :) 

Sanırım ırsi bir şey bu sevgi...

Evdeki mutfağımızda uygulanabilecek her türlü tarifi denemeye bayılıyorum. 

Benim rahmetli anneannemde böyleydi. Hem geleneksel Ege mutfağını devam ettirir, hem de yenilikleri kolayca kendi mutfağına uydururdu. Onu izlemekten, mutfakta onunla çalışmaktan büyük zevk almışımdır. Nur içinde yatsın.


Annem de özellikle emekli olduktan sonra mutfakla daha bir haşır neşir oldu. Tarhanalar, salçalar, baklavalar. Üniversite yıllarında arkadaşlarımla paylaştığım kalburabastıları yıllığa girmeyi başarmıştı :))

Babam da bir o kadar mutfakta yeni şeyler denemeyi seven bir adamdır. Yılbaşı sofrası için hazırladığı "ağlayan nar, gülen ayva" isimli şaheseri hala aklımdadır :)


Sonra rahmetli dedem de et yemeklerinde ustaydı. Ben bebekken bana kendi elleriyle minicik köfteler yaparmış. Hatta büyük büyük dedemiz Rumeli'de iyi bir kebapçıymış. Kebapçı Abdi...

Babaannemin anneannesi; Dağıstan göçmeni Aksekili Emine... Öyle bir pilav yaparmış ki pilavını yemeye taaa Konya'dan dönemin hatırı sayılır kişileri gelirmiş. Biraz da nüktedanmış, lafı koyuverirmiş gediğine; adı çıkmış Alaylı Emine'ye...
Artık gelenlerin sebeb-i ziyaretleri tel tel dökülen pilavlar mı, Emine'nin kadı kızı oluşu mu, yoksa süt beyaz güzelliği mi orasını bilemem... Bu Alaylı Emine her nesile el vermiş pilav ustalığı konusunda. Kim bilir bizim kuşakta da eli belki ben aldım...  :)

İşte mutfak merakı biraz aileye dayanıyor bizde. Babam askeri görevdeyken Kıbrıs'dan bilimum mutfak eşyası almış 70'li yıllarda. O zaman Türkiye'de olmayan bir sürü şey. Küçükken kullanırdık, daha doğrusu annem kullanırdı. Bunların bir tanesi de manuel bir makarna makinesiydi. Ben kendimi bildim bileli mutfağın ulaşılması en zor raflarında sessizce dururdu. Boya badana sırasında çıkar, kutusunun tozu alınır, annemin emeklilik günlerinde "belki" kullanırım dediği diğer eşyaların yanında beklerdi. 

Bir sabah gözümü açtım ve tövbe tövbe şeytan mı aklıma soktu nedir aklıma bu makine geldi. Hemen annemi aradım ve akşam üzeri uğrayıp alacağımı söyledim. 

Halis mulis İtalyan malı ve onca yıla rağmen pırıl pırıl. Gerçi hiç kullanılmadı. Sonra biraz araştırdım. Bir kaç yabancı siteye baktım ve aklıma yatan bir tarifi uyguladım. Zamanla denemek istediğim bir sürü şey var. Sadece makarna değil, erişte, lazanya ve spagetti de rahatlıkla açılabiliyor. Hatta uygun hamurla pide ve lahmacun, yufka bile açılabilir.

Hoşuma gitti doğrusu...

Tarifim ve fotoğraflar aşağıda...

Candan selamlar...


Malzemeler:

3 adet yumurta
400 gram tam buğday unu
1 yemek kaşığı zeytinyağı
tuz

Hazırlanışı:

Unun ortasını açın ve yumurta, zeytinyağı ve tuzu koyun. Önce çatalla malzemeleri unun ortasında çırpın, sonra el ile iyice yoğurun. Yoğurma bitince düzgün ipeksi bir hamur olmalı. Tabii biraz da sertçe. Nemli bir bez örterek 40 dk kadar dinlendirin.



O sırada ekipmanları hazırladım ben. Şu meşhur seyyar çamaşır kurutmalığım ve makarna makinem :)



Hamuru üç bezeye ayırın. Makineye sokacağınız miktar bir seferde orta boy bir portakal büyüklüğünü geçmemeli. Daha sonra makinenin kullanım talimatı uyarınca önce düz olarak kademeli açtım. Daha sonra İtalyanların Fettucine dediği yassı şerit hale getirdim. Hemen yumuşakken de kullanabilirsiniz. Ya da bu halde derin dondurucuya koyup sonra da kullanabilirsiniz. Ben 2 saat kadar askılıkta kuruttum. 



Aynı tarifi makineniz yoksa elinizde açarak ve keserek de uygulayabilirsiniz. Daha sonra kaynar (içine 2-3 damla zeytinyağı damlatılmış ve biraz tuz atılmış) suda makarnalar yumuşayana kadar haşladım. Dilediğiniz soslarla süsleyebilirsiniz...


İnanın bana bir kere evde yapılmış taze makarnayı yedikten sonra bu lezzeti hep arayacak ve aldığınız paketli hazır makarnalara burun kıvıracaksınız..  :))

Afiyet olsun...

19 Mart 2013

CEVİZLİ SUCUK...



İnsanoğlu doğan her yeni günde neler neler yaşıyor. 

Yenileniyor, tazeleniyor, öğreniyor.

Doğru sandığının, arkasına sığındıklarının yanlış ve yalan olduğunu görüyor. Korktuğu başına geliyor. Yapmam dediğini yapıyor. Başkasında güldüğüne, kendinde ağlıyor; evvelden ağladığına gün geliyor gülüyor. 
Kaybettiklerine üzülüp, kazandıklarını kar sayıyor. Yiyiyor, içiyor, çalıp, söylüyor.

Kin güdüyor, gönülden seviyor. Değer veriyor, hiçe sayıyor.

Kalpler kırıyor, gönüllere taht kuruyor. 

"Bir" iken "hiç" oluyor...

Üç günlük yalan dünya dedikleri bu olsa gerek. 

Üzmeden, üzülmeden; kırmadan, kırılmadan; çokça severek, biraz da sevilerek geçirmek gerek.

Uzun zamandır yazılmayı bekleyen CEVİZLİ SUCUK tarifimin girizgahına daha şenlikli şeyler yazmayı dilerdim; ancak bugün ruh halim bana bunları yazdırıyor.

Şimdi efendim gelelim cevizin nimetlerine... :))

Benim 2 yaşını 3 ay geçmiş miniminnacık bir canparem oğlum var. Her işi birlikte yapıyoruz. Evimizi süpürüyoruz, yemek yapıyoruz, oyunlar oynayıp, resimler boyuyoruz. Her hafta pazartesi günleri o da benimle tıpış tıpış semt pazarına çıkıyor; ve her hafta çerezciden muhakkak bir adet cevizli sucuk aldırıyor :) 
Paketli ürünler konusunda onun deyimiyle "kızgın anne"yim. Yani çikolata, bisküvi, meyve suyu, cips vs gibi hazır her türlü ürünü neredeyse "hiç" tanımıyor. Arada alıyorum tabii; ancak zamanında alışmadığı için çok düşkünlüğü yok. Tek bir hazır ürün zaafı var ki o da cevizli sucuk. Sana bir sürprizim var diyen herkese "bana cebizli sucuk mu aldın?" diye soruyor yavrucuk. :)) 

Ben de acaba bu Cevizli Sucuk denen mereti kendim evde yapabilir miyim diye araştırdım. Gördüm ki aslında çok basit ve zevkliymiş. Sonuç da gayet güzel oldu. Hatta yaptığım zamandan, ben bu yazıyı yazana kadar geçen süreçte tüm stoğumuz tükendi bile :))

Annelere tavsiye ederim...

Öncelikle ihtiyacımız olan malzemeleri yazayım;

MALZEMELER:

1 KG İÇ CEVİZ
1,5 KG ÜZÜM PEKMEZİ
250 GR BUĞDAY NİŞASTASI
100 GR TOZ ŞEKER
3 LİTRE SU
700 GR TAM BUĞDAY UNU
YORGAN İPİ


YAPILIŞI:

KIRDIĞINIZ CEVİZ İÇLERİNİ YARIM YA DA DÖRTTE BİR OLACAK ŞEKİLDE YORGAN İPİNE GEÇİRİN. CEVİZİNİZ TAZE İSE KOLAYLIKLA GEÇİYOR, SERTLEŞMİŞ İSE CEVİZLERİ HAFİF NEMLENDİRİP ÖYLE DİZİN. DİZERKEN MÜMKÜN OLDUĞUNCA ARALARDA BOŞLUK BIRAKMAMAYA ÖZEN GÖSTERİN. BEN DİZERKEN BELİRLİ BİR UZUNLUKTAN SONRA BİR KARIŞ KADAR BOŞLUK BIRAKIP YENİDEN DİZMEYE DEVAM ETTİM. BÖYLECE KURUTURKEN O BOŞLUKTAN ASMAK KOLAYLIK SAĞLADI. 




BU ARADA KALORİFERİMİN ÖNÜNE FOTOĞRAFTAKİ SEYYAR ÇAMAŞIR ASKISINI ASTIM. O ASKI MUTFAKTA O KADAR İŞİME YARIYOR Kİ SORMAYIN. MAKARNALARIMI KURUTURKEN DE ÇOK FAYDASINI GÖRÜYORUM. ALTINA DA İÇİNE STRECH FİLM SERİLMİŞ GENİŞÇE BİR TEPSİ KOYDUM. NE İŞE YARADIĞINI İLERİDE ANLATACAĞIM.




BİR TENCEREYE PEKMEZ ve SUYU DÖKÜN. KARIŞTIRIN. BU SULANMIŞ PEKMEZİN KABACA 1 LİTRESİNİ BAŞKA BİR TENCEREYE ALIN. SULANDIRILMIŞ PEKMEZİ ARADA KARIŞTIRARAK KAYNAMAYA BIRAKIN. AYIRDIĞINIZ KISIMA NİŞASTA ve UNU EKLEYEREK BİR TEL ÇIRPICI İLE TOPAKLANMASINI ENGELLEYECEK ŞEKİLDE İYİCE ÇIRPIN. BU NİŞASTALI UNLU KARIŞIMI KAYNAMAKTA OLAN PEKMEZE AĞIR AĞIR ve SÜREKLİ KARIŞTIRARAK EKLEYİN. BİR TAHTA KAŞIKLA DEVAMLI KARIŞTIRARAK KOYULAŞANA KADAR KAYNATIN. KIVAMINI BULUNCA İPE DİZİLMİŞ CEVİZLERİ TENCEREYE BATIRARAK İYİCE HER TARAFINA BULANMASINI SAĞLAYIN. 



SONRA DİKKATLİCE ÇAMAŞIR ASKISINA ASIN. BEN SUCUKLAR HAFİF SOĞUYUNCA TEKRAR BULAMACA BATIRDIM ve DAHA KALIN BİR SUCUK ELDE ETTİM BÖYLECE.


YUKARIDA GÖRDÜĞÜNÜZ GİBİ KALAN PEKMEZLİ BULAMACI ve UFALANMIŞ CEVİZ İÇLERİNİ TEPSİYE STREÇ ÜZERİNE İNCE BİR TABAKA HALİNDE YAYDIM.HEM DE BU TEPSİ OLA Kİ İPE DİZİLİ SUCUKLARDAN AKMA OLURSA DİYE DURDU ORADA. ANCAK BULAMAÇIN KIVAMI YOĞUN OLDUĞU İÇİN AKMA OLMADI. BİR GÜN BURADA BEKLEYEN SUCUKLARIMI DAHA SONRA CAMLI BALKONUMA ALDIM. 5 GÜN KADAR DOĞRUDAN GÜNEŞ ALMADAN AÇIK HAVADA KURUDULAR. SONRA STRECE SARARAK BUZDOLABINDA SAKLADIM...

İŞTE BU KADAR KOLAY

AFİYET OLSUN...

22 Ocak 2013

GAZİANTEP GEZİSİ...ÜÇLÜ SARMAL EKMEK


Selamlar sevgili dostlar....

Şu sıralar okula giden öğrenciler gibi şen ve mesudum... Tatil yaklaştı ya...Sömestre tatili süresince ben de evden çalışma işine ara vereceğim... Bir eve sığamamalar, oradan oraya deli gibi koşturmalar... 

Gerçi bu aralar hastalık ustalık işleri, aldığım üzücü haberler boy boy ama, bir güç kuvvet veriyor Allah...

Kısa bir Gaziantep gezisi de bizi bekliyor önümüzdeki günlerde. Tur firmalarıyla değil de kendimiz bir program yapmaya karar verdik. Şimdilerde gidilecek, alınacak, yenilecek listesi hazırlayıp, program yapma derdindeyim harıl harıl. Zira gün sayılı, görülecek yer de çok olunca programlı dolaşmakta fayda var. Tavsiyeleriniz varsa beklerim vallahi... Ben de bol fotoğrafla güzel bir anlatımla dönerim :))

İşte bu telaşe memurluğu günlerine bir de şu ekmekçiği sıkıştırıverdim...

Tarif Teslime Mahmutoğlu'nun Ekmek ve Yemek Tarifleri kitabından. Bu kitabı 2008 yılında satın almıştım. Severek bir çok tarifi denedim. Teslime Hanımla da bir ISO 22000 eğitiminde bizzat tanışıp sohbet etme fırsatı yakalamıştım.

ÜÇLÜ SARMAL EKMEK

Malzemeler:

1 paket instant maya
500 gr un
1 yemek kaşığı toz şeker
1 su bardağı ılık su
1 tatlı kaşığı tuz
2 yemek kaşığı tereyağı
1 yumurta

Üzerine sürmek için

2 yemek kaşığı süt
Susam
Çörekotu
Haşhaş tohumu

Yapılışı:

Bir kapta, hamur malzemesini karıştırıp 5-6 dk. yoğurun. Bu arada fırını çalıştırıp ılıklaştırın. (40 C) Ilınmış fırına hamuru ağzı açık olarak koyun ve 40 - 50 dk mayalanmaya bırakın. Süre sonunda hamur iki katına çıkmalıdır.

Süre sonunda hamuru unlanmış tezgaha alın. 3 eşit parçaya bölün. Elinizle yuvarlayıp uzatarak eşit boyda üç sopa elde edin. Sonra üç sopayı da birbirine saç örgüsü misali dolayarak yağlanmış bir kek kalıbına yerleştirin. 





Kek kalıbındaki ekmeği ılınmış fırına tekrar koyun ve 2. mayalanma için 20-25 dk tutun.  20 dk sonra hamuru fırından çıkartın. fırının ısısını 220 Cye ayarlayın. Fırınınız ısınırken hamurunuz oda ısısında yavaş yavaş mayalanmaya devam edecektir.




Hamurun üzerine fırça yardımıyla süt sürün ve dilediğiniz gibi süsleyin. Ben haşhaş tohumu, susam ve çörekotu ile süsledim.



220 C ye gelmiş fırında 10 dk kadar pişmeye bırakın. Üzeri kızarınca pişmiş demektir.

Afiyet olsun....

12 Kasım 2012

HAYAT BİLGİSİ AİLESİ.... YEŞİL ZEYTİN ve SİYAH ZEYTİN YAPIMI...


Selamlar sevgili dostlar;

Epeydir hikaye yazmıyorum...

Bugün yazasım var. Hem hikaye yazasım hem de bir kaç tüyo veresim...

Daha önce size anlattığım üezre küçük ve hayalci bir kızken en sevdiğim ders Hayat Bilgisi dersiydi. Özellikle kış hazırlıklarını anlatan bölüm dün gibi aklımda :) 

Şehirde büyüyen bir çocuk olduğumdan, annem de çalışan bir bayan olduğu için bana masal gibi gelirdi, bu kışa girerken yapılan mutfak hazırlıkları. Bizde salçalar marketten alınır, tarhana, reçel İzmir'den anneanneden, babaanneden gelirdi. Erişteyi de hiç tatmamıştım o yaşlarda... Kitap öyle ballandıra ballandıra anlatırdı ki... "Annemiz turşu kurar, tarhana, salça yapar..." diye. Turşu deyince ağzım sulanır ve gözümün önünde kol kola girmiş kornişonlar dans ederdi...
Anneannem İzmir'de yapıp gönderirdi bize; ama ben hiç bilmezdim o zamanlar erişte nasıl yapılır, reçeller güneşte nasıl olur diye... Sadece bir kere ipe dizilip güneşe bırakılan bamyaları görmüştüm aynı boncuk kolyeler gibi...

İşte bunlar benim tatlı anılarım... Şimdi bile kitabın sayfası, resimler, bu hazırlıklar için koşuşan Hayat Bilgisi Ailesi gözümün önündedir....

Sahi şimdi bu ders var mıdır, var ise de kış hazırlıkları için neler yazıyor merak ettim şimdi. Bileniniz varsa yazsın n'olur. 

Oğluma hamile olduğumu öğrenir öğrenmez çalışma hayatıma son verdim. Çok da iyi yapmışım ki huzurlu, sakin bir hamilelik geçirdim. İlk yıl acemi annelik, koşturmaca derken ancak günlük, karın doyuracak yemekleri yapardım. Geçen yıl oğlum biraz daha büyüyüp serpilince yıllardır annemden, anneannemden, babannemden biriktirdiğim, okuduğum, öğrendiğim "geleneksel mutfak işlerine" ufak ufak başladım. Evden çalışıyor olmanın verdiği yük de tabii ki o konuya tamamen odaklanmamı engelliyor; ancak bulduğum her fırsatta şehirde yaşayan çoğu genç bayanın bilmediği, unuttuğu belki de varlığından bi-haber olduğu  geleneksel tatları hayata geçirdim. Önce yoğurt mayalamayı öğrendim, sonra peynir yaptım. Reçeldi, turşuydu, şerbetti becerdim. Tereyağı yapabilir miyim derken buldum kendimi sonra... Eh mis gibi tereyağına ev yapımı ekmek de gerek... Hem elde hem de makine de çeşit çeşit ekmekler denedim... Hatta oğluma erişte bile yaptım...

Bu sene sonbaharda İzmir'e gidince ellerimle tek tek ağacımızdan hem yeşil hem de siyah zeytinleri topladım. Her sene zeytinimizi annem yapar bize hazır getirirdi. Bu sene gözümü kararttım ve kendi zeytinimizi yaptım...

Taa anneannemin babaannemin büyüklerinden miras gelen geleneksel tarif aşağıda. Gerçi tüm Ege'de üç aşağı beş yukarı aynıdır tarif. Ben aşama aşama yazdım.

Henüz olmadı zeytinler bir kaç haftaya olacaklar. O zaman da size fotoğraflarım son hallerini...




...Güzelim zeytinler...

Zeytin deyip geçmemeli, zeytin tüm diğer yaratılan nimetler gibi bir mucizedir. Ben zeytini çok sever çok da yerim...

Bilmeyenlerimiz var ise yazayım ki zeytinler kabaca "yağlık" ve "sofralık" diye iki cinse ayrılır. Tabii kendi aralarında da kalitesine göre çok çeşitli adlarla anılır. Trilye, domat, memecik, uslu, çelebi, erkence.... Böyle uzaar gider. 

Yeşil ve siyah zeytinler olgunlaşma dönemlerinin uzunluğuyla orantılı olarak bu isimleri almışlardır. Yeşil zeytinler geç kararır ve kararınca pek de lezzet vermez. Siyah olarak tüketilen zeytin daha erken kararır ve siyah zeytin olarak işlenerek tüketilir.

Aslında hem yeşil, hem de siyah zeytin farklı şekillerde yenecek hale getirilir. Kırma, çekişte, çizik, salamura, sele vs...

Ben yeşil zeytin için çizik ve siyah için de salamura yöntemlerini anlatacağım size...

Bu arada unutmadan dalından toplanan yeşil zeytin de siyah zeytin de oldukça acıdır.

ÇİZİK YEŞİL ZEYTİN YAPIMI

Yeşil zeytinler toplanır veya toplanmış olarak satın alındıktan sonra keskin bir bıçakla boylamasına üç yanından çizilir. Sade suyun içine konularak ağzı kapalı olarak bekletilir. Böylece zeytinlerin acısı biraz çıkar. 10 gün kadar ağzı hiç açılmaz. Zeytinler 10 günün sonunda sararmaya suyun rengi de bulanmaya başlar. Zeytinin suyu dökülür ve tekrar sade suya konur. Günde iki kere olmak kaydıyla (sabah-akşam) suyu değiştirilir. 1 hafta ila 10 gün içinde zeytinler o acımsı tadını kaybetmeye, tatlanmaya; doldurulan su da günden güne daha berrak olmaya başlar. 

Zeytinlerin iyice tatlandığına kanaat getirilince (hem de zeytinler yumuşar) Kaynamış soğumuş su, iri tuz ve limon tuzundan ibaret salamurası hazırlanır. (1 litre suya 3 yemek kaşığı iri tuz ve dövülmüş 1 /2 çay kaşığı limon tuzu eklenerek hazırlanır.)  Zeytinler sudan çıkarılır iyice yıkanır ve bir örtünün üzerinde biraz kurumaya bırakılır. Zeytinin yapılacağı bidon / kavanoza zeytinler alınır, üzerine salamura suyu eklenir. Aralara dilimlenmiş limon dizilir. ( 5 kg zeytin için 1/2 kg limon) Ağzı kapalı olarak bekletilir. Arada kontrol edilir, yenecek lezzete ulaşınca bidonun / kavanozun ağzı açılır. Açıldıktan sonra serin bir yerde saklanır...




SALAMURA SİYAH ZEYTİN YAPIMI

Zeytinler bir bidona alınır. 1 kg zeytine 70 gr iri tuz olacak şekilde tuz miktarı ayarlanır. Her gün, gün içinde bir kaç kere bidondaki zeytinler alt üst olacak şekilde bidon dairesel sallanır.Zamanla zeytinler kara suyunu salmaya başlar. Bu su dökülür. 4-5hafta içinde zeytinler tatlanmaya başlar. Bu süre ortam ısısı, zeytinin cinsine göre uzayıp kısala da bilir. Arada kontrol edip, tatmakta fayda var. 


Kolay gelsin...