Yaz Menüleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yaz Menüleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Kasım 2014

DENİZ ESİNTİLERİ...TARATOR SOS, KALAMAR TAVA ve SOSLU SARIKANAT



Selamlar sevgili seyirciler :)

Büyük şehirde yaşayıp da doğal, sağlıklı ve katkısız ve ekonomik beslenmek neredeyse Mandrake sihirleri sırrını öğrenmek kadar imkansız... 

GDO, katkı maddeleri, boyalar, sentetikler, kimyasallar, kanserojenler, çevreye ve bize toksik maddeler... 

Hepsi bir kaşığın içinde. 

Doğal hayatı desteklemek, tarıma yönelmek, hayvancılığı arttırmak yerine daha çok harap edip, kesip biçip, kılıfına uyduruyoruz pek güzel. 

Verilen zarar ziyan malesef nesiller, nesiller sonrasını bile etkileyecek. İnsan, hayvan, bitki tüm beşeri kapsayacak şekilde...

Gücümüz yettiğince, biz doğru olanı yapalım, söyleyelim, yazalım... Yanlışı yapanlar, destekleyenler ve kötülerin de cezasız kalmayacağını; Allah'ın, sistemin, doğanın (artık her kim neye inanıyorsa) adil ve iyi bir intikam alıcı olduğunu unutmayalım. 

Ben her gün asıl sahibi yaradan olan ama bizim korumamıza, himayemize, kullanımımıza sunulmuş; su, hava, toprak, börtü, böcek, ağaç, ot için dua ediyorum, şükrediyorum ve onları kendi elim kolum, gözümmüşçesine çok seviyorum. Kıymetini bilip evlatlarıma da öyle öğütlüyorum...


Şimdi gelelim sevindirici bir habere...

Bu sene balık bol vesselam...

Ben de çeşit çeşit tazecik ve ekonomik alıp pişiriyorum sık sık. Severek de yeniyor evimizde. Şimdi size eşimin deniz ürünleri spesyallerinin tariflerini yazayım sırasıyla...

Eşim iyi bir balıkçıdır da bu arada. Geçen hafta elimiz boş döndük ama ziyanı yok :))



İlk tarif balık ve diğer deniz ürünlerine en çok yakışan TARATOR SOS





Malzemeler:

5 yemek kaşığı galeta unu
4-5 diş sarımsak
3-4 adet ceviz
1 su bardağı yoğurt
1 çay kaşığı limon suyu
1 yemek kaşığı zeytinyağı
1 tatlı kaşığı sirke


Yapılışı:

Tüm malzemeleri rondodan geçirin, kıvamı için galeta unu  ya da yoğurt suyu kullanın. İsteğe göre pul biber de ekleyebilirsiniz.

İkinci tarif ise KALAMAR TAVA




Malzemeler:

250 gram taze ya da donuk kalamar. (Donuk ise çözünmesini bekleyin.)
1 yemek kaşığı toz şeker
1 yemek kaşığı karbonat
1 limon suyu

zeytinyağı, un, tuz

Yapılışı:

Şeker, karbonat ve limon suyunu çukur bir ksede karıştırın. Kalamarları bu karışıma iyice bulayarak 4-5 saat buzdolabında dinlendirin. Suyunu iyice süzgeçten süzdürerek kızdırılmış yağda un-tuz karışımına bulayarak kızartın. Tarator sos ile servis edebilirsiniz.

Son tarif ise son günlerde eşimin özel tarifi ve bizim mutfağın da gözdesi. SOSLU (AJVAR) SARIKANAT 





Malzemeler:

1 kg temizlenmiş sarıkanat ( çinekopun ağabeyi )(isterseniz başka balık da olabilir)
1 su bardağı mısır unu
zeytinyağı

5-6 diş sarımsak
1 su bardağı ajvar sos (közlenmiş patlıcan, kırmızı biber, domates içeriyor)
1 çay bardağı zeytinyağı

Yapılışı:

Temizlenip yıkanmış balıkların suyunu iyice süzdürün. Yğğ kızarken balıkları teker teker mısır ununa bulayın. Bir yandan da iri doğranmış sarımsakları zeytinyağında kokusu çıkana kadar kavurun sonra ajvar sosu ekleyerek pişirin.

Balıklar kızarınca tavadaki yağı azaltın, pişen ajvar sosu kızartma tavasına alın, balıkları da ekleyerek birbirine tadının geçmesini bekleyin... Servis tabağına alın...

Afiyet olsun....

14 Aralık 2012

KÖZ PATLICAN YEMEĞİ



Selam canlarım;

Benim için kokular çok önemlidir. Hafızamda bazı anıları hep kokularla kodlamışımdır. Kurutulmuş nane kokusu anneannemin Menemen'deki evini ve orada geçirdiğim keyif dolu yaz tatillerini anımsatır bana hep. Öğlen uykuları, hiç bıkmadan kurcaladığım sandık sepet ve anneannem ile yaptığımız yemekler...

Enginar ve taze bakla kokusu da annemin emekli olduktan sonraki dönemlerini, benim üniversite yıllarımı getirir aklıma. Halbuki neler neler pişirir annem... İllaki de onların kokusu...

Ne zaman mercimek çorbası pişirsem, ya da herhangi bir yerde içsem, kokusunu duysam üç kardeş geçirdiğimiz günler gelir aklıma. Okuldan sonra kıkırdaşarak bazen de didişerek geçen saatler :)

Bir sürü var sahi. Bazen farklı farklı kokular aynı şeyleri, ya da aynı koku bazen farklı şeyleri yaşatır bana yeniden... 

İşte bana bambaşka şeyler hissettiren, tadından ziyade sırf kokusu için pişirdiğim yemek... İzmir'de sık pişirilen bir yemektir. Ya da ben öyle sanıyorum, benim çevremde herkes yazın bilhassa sık pişirir bu yemeği. Hem kolay hem de lezizdir çünkü...İster mis gibi hakiki zeytinyağıyla, isterseniz de etli pişirebilirsiniz... Gelelim yapılışına....

Malzemeler:

1 kg patlıcan
5-6 adet kırmızı biber
5-6 adet sivri yeşil biber
1 adet kuru soğan
5-6 diş sarımsak
1 fincan zeytinyağı
maydanoz
tuz, karabiber

Yapılışı:

Yıkadığınız kırmızı ve yeşil biberleri fırının ızgarasına hafif nemli olarak dizin. (Közleme tavasında veya imkanınız varsa ateşte de közleme yapabilirsiniz. Tabii ki çalı-çırpı ateşinde közlenmiş sebzenin tadı hiç birinde yok.)

Patlıcanlar fırında közlenince bence hiç lezzetli olmuyor, onları aynı şekilde közleme tenceresine koydum.




Közlenen sebzeleri biraz soğumaya bırakın ve kabuklarını soyup, biberlerin çekirdeklerini ayıklayın.


Közlenen sebzeleri çok ince değil de kalın dilimler halinde doğrayın.


Bir tencereye zeytinyağı ve soğanları alın. Soğanlar hafif pişerken sarımsakları iri dilimler halinde tencereye ilave edin. Bir iki karıştırdıktan sonra közlenip dilimlenmiş sebzeleri tencereye ilave edin. Yarım çay bardağı ılık suyu da katarak tuz ve karabiberini ayarlayın. İstediğiniz kadar maydanozu da koyarak ağzı kapalı bir şekilde kısık ateşte çıkan kokuyu içinize çeke çeke pişirin.

Vallahi lezzetine doyum olmuyor...

Afiyet olsun...

13 Ekim 2012

OLDUKÇA DETAYLI ZEYTİNYAĞLI İÇ BAKLALI ENGİNAR TARİFİM...



Merhaba canım dostlar; 

Epeydir bloglar arası yemek etkinliğine katılmıyordum. 

Kafamda katılmayı planladığım bir kaç farklı tarif var. Yöresel Lezzetler olunca konu, az çok tahmin edersiniz neler yapacağımı :)) İzmir ve Ege mutfağından tabii :)) 

Aslında niyetim; yapabilirsem, fırsat bulabilirsem kayınvalidemden gördüğüm Yozgat ve İç Anadolu'ya ait bir şeyler de hazırlamak. Sahi size anlatmıştım  daha evvel, İç Anadolu'nun yeme içme kültürü benim alışkın olageldiğim İzmir ve Ege mutfağından epey farklı. Hamur işleri, bakliyat ağırlıklı. Yemekler kavrularak, salçalı ve alabildiğine ağdalı. Acılı, sarımsaklı. Hele turşu olmazsa olmazları. Eşim çocukluğundan beri pek alışamamış bu yemek kültürüne. Ona hep daha farklı şeyler yapmışlar. Daha hafif, sebze ve et ağırlıklı. Bir İzmir'li eşi olacağı içine doğuyordu ellaham :)) ( Ellaham kelimesini çok sık kullanıyorlar, anlamı "zannedersem" demek ellaham :)) 

40 yıldır İstanbul'da yaşayınca onlar da buradaki mevcut sebze, meyve, et vs ile ağırlıklı olarak hiç bir yöreye ait olmayan, hepimizin evinde kabaca aynı yöntemle pişen "yöresiz" yemeklerden yapıyorlar; ancak yöresel yemeklere sofralarında her zaman yer var. Ne de olsa kayınvalidem geleneklerine bağlı tam bir Anadolu kadını. Muhakkak bana da tattırıyor yaptığı zaman. Pek de güzel yapıyor. 

Bu güne kadar yediklerim içinde bir daha asla yemem dediklerim, çok beğendiklerim, hatta kendi mutfağıma da taşıdığım, tarifini öğrendiğim yemekler oldu. Arada sizlerle paylaşmak isterim. Dediğim gibi belki bir de İç Anadolu Mutfağından bir tarifle katılırım etkinliğe.

Lafı sözü uzatmadan gelelim tarife....

Size Zeytinyağlı, İç Baklalı Enginar tarif edeceğim. Malzemesi az, hafif, lezzetli bir o kadar da besleyici. Eğer Ege'de yaşıyorsanız oldukça ekonomik, diğer şehir ve bölgeler için belki biraz daha maliyetli.... İzmir dışındaki yerlerde bu yemeği daha farklı yapıyorlar, enginarın sadece çanağını kullanıyorlar hep. Oysa enginarı enginar yapan o yeşil yapraklarıdır. Lütfen siz de enginarı yeşil yapraklarıyla bir tüketin. 





Annem geçtiğimiz ilkbaharda İzmir'den gelirken bu tazecik, körpe enginarlarla, iç baklayı getirmişti. Zeytinyağı komşumuzun zeytinlerinden sıkma...O zaman çekmiştim bu fotoğrafı, renkler, sebzeler o kadar hoşuma gitti ki blog sayfamın fotoğrafı olarak seçtim. 


Şimdi malzemeleri sıralayalım.

Malzemeler:

* 1 çay fincanı zeytinyağı . 
* 6-7 dal ince taze soğan.
* 1 adet orta boy kuru soğan.
* 1 su bardağı ayıklanmış iç bakla.
* 3 adet enginar. (içleri ve en dışındaki sert yaprakları, dikenleri temizlenmiş, dörde bölünmüş) (Körpe olanları bu yemek için daha makbuldür. )
* 1/2 demet dereotu
* 3/4 su bardağı ılık su
* 4-5 diş sarımsak
* Tuz
* Enginarların kararmaması için limonlu, unlu su.
* Ayıklanmış enginar sapı.
* 2 yemek kaşığı limon suyu


Yapılışı:

Size işi taa başından anlatayım ben en iyisi. Öncelikle güzel enginar seçmeyi bilmek gerek. İzmir ve Ege'de yetişen enginarlar kapalı ağızlı, diğer tip enginarlar ise (Bursa, Kıbrıs) açık ağızlıdır ve daha iri yapılıdır. Ben genelde İzmir tipi enginarları tercih ediyorum, daha az dikenli ve körpe oluyorlar.


Asla "tabak" diye tabir edilen enginarı satın almam. Muhakkak bütün alır kendim temizlerim. İçinden çıkan püsküllü kısmı hariç diğer tüm artıklarını değerlendiririm. (Sonra yeri geldikçe yazarım size de bu yöntemleri, konu uzamasın) Neyse biz enginar seçme işine geri dönelim....Enginarlar sapından tutularak ileri geri sallanır. Kafası sağa sola eğilerek sallanan enginarlar körpe ve makbuldür. Sallanmadan ok gibi duranlar kartlaşmıştır.

Gelelim enginarı ayıklama işine. İşte bu alışkın olmayanlar için epey meşakkatli bir adım. Ben de annemi izleye izleye, yapa yapa öğrendim. Hatta bir keresinde annemden rica ettim, babam videosunu çekti annem ayıklarken, bir yandan da tarif etti.Bize de mail attılar. Önceleri annemden uzaktayken onu sık sık izliyordum:)

Önce dıştaki kaba yaprakları kesin ve bir yere ayırın. Sapını kesin ve başka bir yere ayırın. Dikkatli inceleyecek olursanız enginarın yapraklarının uç kısımlarında dikenimsi yapılar vardır. Bu kısımları da bıçakla aldırın. Körpe ve dikensiz yapraklar kalmalı. Daha sonra enginarı tezgahın üzerine yatırın ve en uca toplanmış yaprakları topluca kesin. Böylece enginarın orta kısmı meydana çıkacaktır. Dolma yapmak için daha farklı bir yöntem izleniyor, onu artık başka bir bahara anlatırım.. :)) Enginarı boyuna olacak şekilde dört parçaya bölün. Bir tatlı kaşığı yardımıyla orta göbekteki püsküllü kısmı, çiçeğini aldırın. Bembeyaz tabak kısmına ulaşana kadar temizleyin. Bu göbekten çıkan tüm içi atabilirsiniz. Sonra temizlediğiniz ve yukarıdaki fotoğraftaki enginara benzer hale gelen parçaları limonlu, unlu suda biraz bekletin.

Ayırdığınız yeşil yaprakların tümünü yıkayın ve suyunu süzdürün. Bu yaprakları su ile kaynatıp çay gibi içebilirsiniz. Karaciğer enzimlerinin fonksiyonlarını düzenlemeye, karaciğer yağlanmasının iyileştirilmesine faydalıdır.

Sapları da dıştaki sert odunumsu yapıyı soyarak temizleyin. 4-5 cmlik parçalara bölün ve bunları da unlu, limonlu suya atın.

Enginarlar dinlenirken, yemeği pişireceğiniz tencereye zeytinyağını alın. Çok ince doğranmış kuru soğan, taze soğan ve sarımsağı koyun. 5 dk karıştırın. Enginarları süzerek alın, tencereye koyun. Sapları, baklayı ve dereotunu koyun. Suyu, limon suyunu ve tuzu ayarlayın. Bir kere karıştırıp, kapağını kapatın. Ağır ateşte kapağı kapalı olarak pişmeye bırakın. Baklalar pişince yemek pişmiş demektir. İhtiyaç olursa arada su ilave edebilirsiniz ancak bu yemek sulu bir yemek değil. Ona göre su ilavesi yapın.

Yemek ılınınca üzerine biraz çiğ zeytinyağı gezdirin...

Mis gibi ev yapımı yoğurtla, afiyet ve mutluluk içinde sevdiklerinizle, şükrederek yiyin...

Eh tarifi beğenip yapacak olursanız kulaklarımı da çınlatırsınız artık :))

Selamlar...




06 Ekim 2012

KABAK TARATOR



Merhaba...

Evde pişirecek bir şey olmayınca, ya da bir gün önceden ne pişireceğinize karar vermeden mutfağa girdiyseniz, sanki daha yaratıcı ve lezzetli sonuçlar ortaya çıkıyor. Geçen gün dolmadan artan üç beş kabak elime geçti. Yemeğim vardı aslında ortaya salatamsı bi şey yapmaktı amacım. Önce kabakları rendeledim. Sonra bir tencereye kabakları bir kahve fincanı zeytinyağı ve 6 diş sarımsak eşliğinde, kabaklar suyunu salıp çekene kadar kavurdum. Ocaktan aldım, kabaklar hafif hafif soğurken evde yaptığım yoğurdumdan 1 su bardağı kadar aldım. İçine 8-10 kadar cevizi iri parçalar halinde ufaladım. Biraz tuz, karabiber ve çok az kimyon ilave ettim. Bir kaç damla limon suyu damlattım. 

Soğuyan / ılınan kabakları bir servis kasesine alarak cevizli yoğurtlu karışımı döktüm. (Duruma göre yoğurt miktarını siz ayarlayabilirsiniz.) Dereotu ve nane yapraklarıyla süsledim...Üzerine kendi ellerimle hazırladığım çeşnili zeytinyağından gezdirdim...


Yerken bayıldım, kendimle gurur duydum, övündüm durdum derken; bir de ne göreyim. Bu gayet bilinen sık sık yapılan, hemen hemen her blogda tarifi olan bir mezeymiş meğersem :))

İşte şu artık kabakları değerlendireyim derken böyle bir macera yaşadım  a komşular...

23 Eylül 2012

BAYILDIĞIM BARBUNYA PİLAKİ







Merhaba sayın seyirciler,

Sebze ve meyvenin çeşit çeşit, renk renk, bereketli ve ucuz olduğu yaz günleri geçti bile. Yavaş yavaş sonbahar ve kış sebzeleri almaya, pişirmeye başlayacağız. Onlar da ayrı güzel tabii... Ancak mutfağımızdaki renk ve çeşit azalıyor gibi geliyor bana kışın. Kokuları, tatları özlüyorum bir sonraki bahara ve yaza kadar. (Benim mutfağımda yazın yaz, kışın kış sebzesi pişer mümkün oldukça...)

Oturduğum muhit market anlamında bereketli bir yer. Büyük marketler de arabamız ile kolaylıkla ulaşabileceğimiz mesafede. Gel gelelim ki ben haftada bir gün kurulan semt pazarına gitmeyi tercih ediyorum. Bir Ege, İzmir pazarına hiç benzemese de çeşit, fiyat ve tazelik açısından kafi geliyor. Zincir marketlerde satılanlar ne bileyim plastikmiş gibi geliyor bana. Büyükşehir belediyesinin her karış toprağa diktiği laleler gibi yapay ve sevimsiz geliyor bana her biri...(Oysa ben duvar diplerinden, yer karolarından çıkan papatyalara, ayrık otlarına ve olmadık yerde biten incir ağaçlarına vurgunum...)

Tatil dönüşü kışın kullanmak üzere bir miktar barbunyayı pazardan alıp buzluğa koymuştum; ancak İstanbul'a döneli beri pişirmedim. Geçtiğimiz hafta artık mevsimi geçmek üzere olan barbunyadan aldım. Genelde klasik bir tarifim var, onu uygularım. Bu sefer bir değişiklik yapmak istedim. Çok da leziz oldu. Yedim, yedim doyamadım.... Bayıldım...

Tarif aşağıda....

Selametle....

Aaa bak unutuyordum, ayrık otuydu, pazardı derken. Yeni bir etiket açtım "Acemilar İçin Detaylı Tarifler", artık bir çok tarifimi mutfak acemileri için adım adım fotoğraflayıp detaylı anlatacağım. Ben ilk zaman böyle bir rehbere çok ihtiyaç duymuştum mesela :))

Malzemeler:

* 1 kg ayıklanmış taze barbunya
* 1 adet kuru soğan
* 1 adet havuç
* 1 adet patates
* 1 adet domates
* 5-6 diş sarımsak
* 1 fincan zeytinyağı
* 1/2 adet limonun suyu
* Maydanoz
* Tuz, karabiber

Hazırlanışı:

Ayıklayıp yıkadığınız barbunyaları bir tencereye alıp, üzerini biraz geçecek kadar soğuk suda, barbunyalar yumuşayana kadar haşlayın. Barbunyalar haşlandıkça kara suyu çıkacak ve tanelerin rengi de esmerleşecektir. Bu sizi korkutmasın, piştikçe rengi açılacak daha sonra...

Başka bir tencereye zeytinyağını alın, küçük küçük doğradığınız soğanları ilave edin. Tuzunu da ekleyerek ağzı kapalı tencerede soğanlar yumuşayana kadar pişirin.

Bu sırada domatesi yıkayıp küçük küpler halinde doğrayın. (Arzu ederseniz kabuğunu soya bilir, ya da rendeleyebilirsiniz. Ben domatesin kabuğunu soymadan kullanıyorum. ) Patatesi ve havucu temizleyip küpler halinde doğrayın. Sarımsağı soyun ve ince ince dilimleyin.



Yumuşayan soğanların üzerine doğranmış domatesi ilave edip kıvamı koyulaşana kadar, ara ara karıştırarak pişirin. Sarımsak, havuç ve patatesi de ekleyerek 7-8 dk kavurun. Barbunyaları da ekleyin. Barbunyaları çok geçmeyecek şekilde sıcak su ilave edin. Tuzunu kontrol edin. Limon suyu ve maydanozu (miktarı zevkinize kalmış, orta irilikte doğranmış) da ekleyip ağzı kapalı olarak, kısık ateşte pişirin. Yemek suyunu çekince ve sebzeler yumuşayınca olmuş demektir. (Doğru su miktarından emin değilseniz ara ara sebzeleri kontrol edip duruma göre sıcak su ilave edebilirsiniz. Ancak doğrusu yemek pişerken kapağı açmamaktır.)



Afiyetler olsun efem...

20 Haziran 2012

HAFİF OLSUN, LEZİZ OLSUN...SEBZELİ LAZANYA





Selamlar caanım dostlarım.

Geldi, gelmedi, yağdı, yağmadı derken; sabırsızlıkla beklerken; kışlıkları bir türlü dolaplara yerleştiremedik diye üzülürken, sıcak yaz günleri başladı bile. 

Yaz günleri mutfağı da hareketlendiriyor bence. Menüler hafifledi, sofralar çeşit çeşit meyvelerle süslendi. Dondurmalar, sütlü tatlılar yemeklerin üstüne afiyetle yendi. Zeytinyağlılar tazecik yaz sebzeleriyle tıngır mıngır pişti. Ağır ve ağdalı hamur işleri, tatlılar ;daha hafif ve pratikleriyle yer değiştirdi. İlkbahar meyvelerinin en güzelleri ile reçeller, marmelatlar hazırlandı. Sonra efendime söyliyeyim dondurucular ve kavanozlar bezelyelerle, taze fasülyelerle, enginar çanaklarıyla dolduruldu... Limonatalar, şuruplar falan filan...

İş bu sebepledir ki ben de sabırsızlıkla beklediğim uzun İzmir tatili öncesi kiler dolabımda artmış ıvır zıvırı değerlendirme çabasındayım şu sıcak yaz günlerinde. Yakında ailecek güzel, uzun ve bol seyahatli bir tatil planlıyoruz. Vuslata az kaldı sizin anlayacağınız.

Kiler dolabımda bekleyen yarım paket lazanyayı aldım elime geçenlerde. Kışın bol kıymalı bolonez usulu hazırlamıştım. Pek yağlı ve ağır geldi şu hafiflemeye çalıştığım günlerde yine aynı şekilde pişirmek. Ben de elimdeki artmış sebzelerle hazırladım bu sefer. Önce malzemeleri yazayım sonra fotoğraflarıyla beraber açıklarım size yapımını...

Malzemeler:

Hazır lazanya yaprağı 10 yaprak (Ben barilla marka kullandım) 

İç malzeme:

1 adet havuç
4 dal taze soğan
1 adet kuru soğan
1 su bardağı bezelye
1 adet kabak
4 diş sarımsak
2 adet sivri biber
2 adet kırmızı biber
3 dal kereviz sapı

Domates sosu:

4 adet rendelenmiş kabuksuz domates
3 yemek kaşığı zeytinyağı
Fesleğen
Kuru nane
Kekik
Kimyon
Tuz
Karabiber

Beşamel sosu:

1 litre süt (sıcak olacak)
2 yemek kaşığı tereyağı
1 yemek kaşığı un
1/2 çay kaşığı muskat rendesi
1/2 çay kaşığı karabiber

Kaşar peyniri rendesi


İç Malzemenin Hazırlanması:

Tüm sebzeleri yıkayıp ayıklayın. Mümkün olduğunca aynı boyutlarda (minik küpler halinde) doğrayın.

Domates Sosunun Hazırlanması:

Kabuklarını soyduğunuz domatesleri bir tencereye rendeleyin. Zeytinyağında diğer baharatları da koyarak domatesler ölene kadar pişirin.

Beşamel Sosun Hazırlanması:

Bir sos tenceresinde tereyağını eritin ve un ekleyip topaklanmasını önlemek için sürekli karıştırarak sıcak sütü koyun. Kaynamaya başlayınca tuz ve muskat ilave edin.



Yukarıdaki fotoğrafta lazanya yaprakları, soslar ve sebzeler toplu fotoğraf çektirmişler :))


Sebzeli Lazanyanın Hazırlanması:

Lazanyayı pişireceğiniz fırın kabınızın hafifçe zeytinyağı ile yağlayın. Tabana bir kepçe beşamel sosu yaydırın. Üzerine 2 yaprak lazanya koyun.






Yaprakların üzerini yine beşamel sos ile kaplayın.





Beşamel sos üzerine, bir kepçe domatesli sos yayın.




Üzerlerini örtecek kadar sebzeli harcı güzelce yayın.




Sebzeli katın üzerine bir sıra lazanya yaprağı dizin. Bir kepçe beşamel sos, üzerine domatesli sos, sebzeli harç koyun. Elinizdeki lazanya yaprakları bitene kadar bu sıralamayı tekrar edin. Son lazanya yapraklarını da koyunca bu sefer üzerine güzelce beşamel sosu yayın ve rendelenmiş kaşar peynirini güzelce serpin.




Önceden 200 dereceye ısıttığınız fırının orta katında evvela 30 dakika üzerini folyo sararak, bir 30 dakika da üzeri açık olarak pişirin.




Sonra da bir güzel afiyetle yiyin.




Selam, saygı ve sevgiler...